Sultan Kılıç Arslan’ın bir sonraki hedefi Danişmendlilerin de fethetmek istediği Malatya’ydı.Tabiki Türkmenler Sultan’ın tabisi idi,ama Kılıç Arslan’ın da iradesini ortaya koyması lazımdı.Malatya’yı hem Selçuklular hem de ona bağlı olan Türkmenler neden kuşatıp almak istiyordu? Çünkü şehir o zamanlar Anadolu’yu Arap yarımadasına bağlayan stratejik öneme haizdi.
Sultan,1095 yılında ordusuyla o devrin Ermeni kralı Gabriel’in elinde bulunan şehri kuşattı.Ancak savunması sağlam olduğundan dolayı şehirdeki bir kısım Hristiyanların teslim olmak istemesine rağmen Malatya hemen düşmedi.Sultan, İznik’e doğru yaklaşmakta olan Haçlı ordularının haberi gelince mecburen kuşatmayı kaldırdı ve süratle İznik’e doğru yola çıktı.

BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ(1096-1099)
Haçlı Seferlerine geçmeden önce bu hareketin amaçlarına ve sebeplerine yüzeysel olarak değinelim.
Orta Çağ’da Avrupa’da feodalizm yüzünden halk adeta köleleştirilmiş ve sefil hale getirilmişti. Feodalite ya da derebeylikten kısaca bahsetmek gerekirse; senyör denilen soylu kimselerin çiftçi ya da kölelerin elde ettiği toprağın bir kısmına ya da tamamına zorla el koyduğu siyasal düzenin adıdır. Tabi buna düzen denirse! Bu yüzden Avrupa halkı içten içe senyör ve şövalyelere düşmanlık beslemeye başlamış,bu da köylü ayaklanmalarına yol açmıştı.Şövalyeler ise o toprak senin bu çayır benim kavgasına düşüp birbirlerini boğazlıyorlardı.Siyasi sebepleri ise Arapların 8.yüzyıldan itibaren Mısır, Kuzey Afrika ve Endülüs(bugünkü İspanya)’ü ele geçirip İslamlaştırdıktan sonra Fransa’ya sınır komşusu olması ve öbür taraftan da Selçuklular’ın Malazgirt’in fethinden sonra Anadolu içlerine kadar ilerlemesiyle de Hristiyan dünyası çepeçevre kuşatılmıştı.Dini sebepler ise İslamiyetin hızla dünya üzerine yayılması ve kilisenin konumunu tehdit eder hale gelmesi buna mukabil bir kısım Hristiyan din adamının Müslüman olmasını sayabiliriz.Birde Hz.İsa(a.s)’ın mezarının Kudüs’te olduğu ortaya atılmış, halkı gaza getirip heyecanlandırmışlardır.
İşte bu sebeplerden dolayı 1095 senesinde Papa II.Urbanus,bugünkü Fransa sınırları içinde olan Clermont şehrinde bir konsilin toplanmasına öncülük eder.Bu konsilde tarihin ilk haçlı seferi ilan edilmiş ve maalesef uzun yıllar Müslüman dünyasına yönelik yapılacak katliamların başlangıcı olmuştur.
***
Ertesi yıl Pierre l’Ermite ile Walter sans Avoir idaresinde kalabalık halk kitlelerinden oluşan bir haçlı ordusu Balkanlar üzerinden İstanbul’a geldi.Alexios Komnenos asker olmayan,bu yüzden de ordu disiplininden yoksun ve başıbozuk olan bu birlikleri kendi ülkesine zarar gelmesini önlemek için aceleyle 6 Ağustos 1096’da Anadolu’ya sevketti.Eylül ayında Sultan’ın kardeşi Kulan Arslan bir diğer rivayete göre Davut,bu birlikleri karşılar ve neredeyse hepsini imha eder.Halkın Haçlı Seferi böylelikle bozgunla neticelenmiştir.Ama böylesine kolay bir zafer kazanmak, Sultan’ın Haçlılar’ı küçümsemesine sebep olmuştur.
Selçukluların Haçlı sürülerini imha etmesi üzerine Avrupa’da prens ve dükler liderliğinde bu kez düzenli ordulardan yeni bir birlik kurulmuştur.Bu birliğin kayıtlara geçen ünlü komutanlarını sıralayacak olursak;Fransa kralı I.Henry’nin kardeşi olan Hugues de Vermandois,Toulouse kontu Raymond de Saint Gilles,Aşağı Loren kontu Godfrei de Boullon,kardeşleri olan Baudoin ve Eustace,Flandr kontu II.Robert,Fatih William’ın oğlu Normandiya kontu Robert,Toronto Hakimi Bohemond,yeğeni Tankred ve Sicilya hakimi Roger.
Dört ayrı koldan gelen Haçlı orduları 1097 senesinde İmparator tarafından İstanbul’dan İznik’e geçirildi. Haçlılar derhal Mayıs ayında Selçukluların başkentini kuşatmaya başladılar.Tabi Kılıç Arslan haberi almış ve olanca hızıyla başkente doğru geliyordu.Şehirdeki garnizon komutanı şehri kahramanca savunduysa da asıl ordu gelmeden düşmanla baş edemeyeceğini anlayınca Bizans kumandanı Butumites’le müzakere yapmaya karar verdi.Tam bu sırada Kılıç Arslan yetişince vazgeçip mücadeleye devam ettiler.İznik ovasında yapılan meydan savaşında müthiş bir çarpışma oldu ve her iki tarafta çok kayıp verdi.Ama Kılıç Arslan üstünlüğü sağlayamayınca geri çekilmek zorunda kaldı.Durum böyle olunca da Haçlılar 19 Haziran 1097’de İznik’i ele geçirip Bizans’a teslim ettiler.Bu savaştan yaklaşık 10 gün sonra Kılıç Arslan,Eskişehir’e doğru hareket etmeye devam eden Haçlılar’a tekrar saldırdıysa da gelen destek birlikler karşısında yine geri çekilmek zorunda kaldı.Şöyleki;Kılıç Arslan,ordusunu Eskişehir’in kuzeybatısında bulunan Sarısu ovasında pusuya yatırmıştı.Sabaha karşı o sırada karargahlarında beklemekte olan Haçlılar’a beklenmedik bir saldırı yapan Sultan,ordusuyla Haçlılar’ı resmen ok yağmuruna tuttu.Haçlılar neye uğradıklarını şaşırmıştı ve çok kayıp verdiler.Hatta kuşatılan kuvvet o kadar büyüktü ki,Selçuklular onları Haçlılar’ın tamamı zannetmişti.Ancak önceki çarpışmada olduğu gibi Haçlılar’a tam zamanında destek birlikler yetişti ve Sultan,büyük bir cesaretle savaşmasına rağmen iki ordunun birleşmesiyle asker kaybını en aza indirmek için ağırlıklarını da savaş meydanında bırakarak geri çekilmek zorunda kaldı (1 Temmuz 1097).
Kılıç Arslan, Anadolu’nun doğusuna çekilirken başta Danişmendli Gümüştekin Gazi olmak üzere Haçlılar’a karşı ittifak oluşturmak için Türkmen Beylerine haber gönderdi.Haberi alan Türkmenler derhal Sultan’ın etrafında toplanmaya başladılar.Bu taraftan Haçlılar da Konya’ya doğru hareket etmeye başlamışlardı.Burada bir süre dinlendikten sonra Ereğli’ye doğru hareket ettiler.Ereğli’de Kılıç Arslan bir kez daha Haçlılar’ın karşısında çıktı ama yine onların ilerlemesini engelleyemedi.Burada şunu belirtmekte fayda var;Haçlılar,her ne kadar Selçuklular tarafından vur-kaç taktikleriyle yıpratılsa da geçtikleri yerlerde ekinler tahrip edilip su kaynakları kurutulsa da meydan savaşında yenilememelerinin sebebi Türklerin attıkları okları neredeyse etkisiz hale getiren ağır zırhlarıydı.Ufak ama etkili bir detay.Bu Haçlı orduları,ecdadımızın daha önce karşılaştığı ordulara hiç benzemiyordu.Hem zırhları sebebiyle hem de vahşi savaş usulleri ki soydaşı olduğu halde Bizans bile onlardan çekiniyordu.
Ereğli’de iki kısma ayrılan Haçlı orduları bir tarafı Kilikya’ya, diğer taraf Kayseri’ye doğru hareket etti.Kayseri emiri Hasan,tüm çabalarına rağmen düşmanı durduramadı ve Türkler Kayseri’den göç etmek zorunda kaldılar.
İlk Haçlı Kontluğu 10 Mart 1098 yılında Urfa’da kuruldu.Daha sonra 27 Haziran 1098’de Büyük Selçuklu hakimiyetindeki Antakya işgal edilip burada da bir prinkepslik kuran Haçlılar’ın geriye en büyük hedefi Kudüs kalmıştı.Kudüs o zamanlar Fatımi valisi olan İftiharü’d-Devle tarafından yönetiliyordu.15 Temmuz 1099 tarihinde Latin Haçlı birlikleri Müslümanlarca kutsal sayılan üç şehirden biri olan Kudüs’e girdiler ve binlerce masum insanı haksız yere kılıçtan geçirip her tarafı kan gölüne çevirdiler.Sonunda da Kudüs Krallığını kurdular.


YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR:
Bezer, Gülay Öğün, Türkiye Selçuklu Tarihi, Eskişehir:Anadolu Üniversitesi Yayınları
http://www.enfal.de/starih12.htm
http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=250396
GÖRSELLER:
http://www.biyografya.com/biyografi/7403
https://fineartamerica.com/featured/godfrey-of-bouillon-1061-1100-christian-knight-granger.html
https://www.findagrave.com/memorial/103487897/hugues-de_france
http://beyondborders-medievalblog.blogspot.com.tr/2013/08/the-battle-of-dorylaeum.html
