MANSUR’UN ÖLÜMÜ VE SELÇUKLU-BİZANS İLİŞKİLERİ

Şimdi kaynaklarda Süleymanşah’ın büyük kardeşi Mansur’un faaliyetleri hakkında fazla bilgi yoktur.Ancak şu bir gerçek ki Mansur,Süleyman ile başlangıçta ortak hareket etmiş,sonradan hakimiyet mücadelesine girerek kaybetmiştir.

1074 senesinde Süleymanşah, Antakya’ya bir sefer düzenleyerek o zamanın tekfurunu haraca bağlamıştır.Bu,Bizans ile o zamanki ilk temas olarak kayıtlara geçmiştir.Bundan bir sene sonrada İznik üzerine yürüyen Selçuklular,başarılı bir harekat sonrası burayı da fethetmişler ve 1075 yılında İznik,Türkiye Selçuklu Devleti’nin başkenti olmuştur.İznik’in fethiyle Türkiye Selçukluları,bölgedeki varlığını sağlamlaştırmıştır.Bizans,o zamanlar kendi içinde pek çok karışıklıkla mücadele ettiği için konsiller şehri olarak bilinen İznik’in kaybı onlar için pek bir şey ifade etmemiştir.

Bizans’ın o zamanki imparatoru olan Mihail Dukas’a karşı Anadolu ordularının komutanı olan Nikiphoros Botaneiates isyan edip İmparatorluk’a yürümüştür(1078).Dukas,Süleymanşah’tan yardım ister ve Süleyman,teklifi kabul eder.Ancak Botaneiates’in de bir planı vardır.Selçuklu şehzadesi olan Alp Arslan’ın eniştesi Erbasan,Süleymanşah’a elçi olarak gider.Botaniates’in teklifini batıdaki menfaatleri için kendisine daha cazip gören Süleymanşah,ona yardım etmeye karar verir.Bunda en büyük etken,Botaneiates’in eğer tahtı ele geçirirse Süleyman’ın ele geçirdiği topraklarda hakimiyetini tanıyacağını ve onları asla geri almaya kalkışmayacağını söylemesidir.Nitekim Botaniates,İstanbul’a yürür ve tahtı ele geçirir.Ancak hakimiyeti çok kısa sürer.Süleymanşah,daha sonra bu sefer Botaneiates’e karşı Melissenos’u destekler.Ancak 1081 yılında Aleksios Komnenos tahtı tekrar ele geçirir.O yıllarla ilgili Bizans tarihçilerinin yazdıklarına bakıldığında;Selçuklular,Meriç nehrinden Toroslara kadar Anadolu’da geniş bir havaliyi ellerinde tutuyordu.Öyle ki,İstanbul Boğazı Selçuklu-Bizans sınırını oluşturuyordu.Selçuklular,Anadolu kıyılarında gümrük daireleri kurup,boğazlardan geçen ticaret gemilerinden vergi bile almaya başlamışlardı.

Şimdi burada Bizans’ı bir kenara bırakıp Mansur ile Süleyman’ın taht mücadelesine geri dönelim.

1073 yılında 1078 yılına kadar yaklaşık 5 sene Süleymanşah, Türkiye Selçuklu ülkesini ağabeyi Mansur ile beraber yönetti.Ancak Mansur, yararlandığım kaynaklarda belirtildiğine göre sonradan tek başına iktidar olmak istedi ve Süleyman’ı alt edebilmek için Botaneiates ile işbirliği yaptı.Durumu haber alan Süleymanşah,bunu Melikşah’a bildirdi.Melikşah,Süleyman’a güvendiği için bu ihbarı hiç araştırmaya bile gerek duymadan derhal Bizans İmparatoru’na elçi göndermiş,o zaman İstanbul’da misafir olarak bulunan Mansur’un öldürülmesini istemişti.Fakat İmparator,Mansur’un kılına bile dokunmamıştır.Bu yüzden Mansur,Bizans’ın kendisine destek olarak verdiği 2000 kişilik orduyla Anadolu’ya gelip,Süleymanşah ile mücadeleye girişmiştir.Durumun kötüye gittiğini gören Melikşah,en iyi komutanlarından olan Porsuk’u Anadolu’daki bu isyanı bastırmak için görevlendirir ve büyük bir orduyla onu Mansur’un üzerine yollar.Porsuk’un ordusu Süleymanşah’ın ordusuyla Mansur’a karşı Anadolu’da birleşir.Kaynaklarda nerede olduğu bildirilmeyen bu savaşta,Mansur yenilerek hayatını kaybeder(1078). Ancak bu olayların kesinliği belli değildir, nitekim alternatif kaynaklarda Mansur ve Süleyman Şah’ın asla birbirlerini rakip olarak görmediği, devamlı müstakil hareket ettiği, Mansur’un Süleyman’ı alt etme gibi bir girişimde bulunmadığı belirtilir. Her iki görüşünde dayandığı deliller akla ve mantığa uygundur, ancak kaynakların belirsizliği kesin ve net bilgi bulunmaması maalesef Süleyman Şah ile Mansur konusunda ihtilafların oluşmasına yol açmıştır.

Bu olaylara bakılacak olursa,başta Anadolu’da kendisine karşı güçlü bir oluşum istemeyen Melikşah,ortak hakimiyet düzenini benimsemişti.Ama kardeşlerden Süleymanşah,diğerlerine göre Büyük Selçuklu’ya karşı daha itaatkar davranmış,Melikşah’ın itimadını kazanmıştır.Buna mukabil,Melikşah’ta böyle bir politika değişikliğine giderek Anadolu’da Süleyman’ın tek başına hükümdar olmasını sağlamıştır.Tabi Büyük Selçuklu ile Türkiye Selçuklu arasındaki rekabet hiçbir zaman bitmemiştir.

Bizans tahtına geçen yeni imparator Aleksios Komnenos’un ilk işi Selçukluları Marmara’dan uzaklaştırmak için ordu göndermek oldu.Ancak başarılı olamadı.Bir de o zaman Sicilya Norman kralı Robert Guiscard,Papa’nın desteğini almış ve İstanbul’a doğru ordusuyla sefere çıkmıştı.Bu vaziyet üzere Aleksios,iki ateş arasında kalmamak için Selçuklular ile anlaşma yapmaya karar verir ve 1081 yılında Süleymanşah ve Aleksios Komnenos arasında Drakon Çayı Anlaşması imzalanır.Bu Anlaşmayla,Drakon Çayı’nın doğusunda olan topraklar tamamen Selçuklulara terk edilir.Süleymanşah’ta buna karşılık taviz verip,Boğazlardan çıkarak Drakon Çayı’nın doğusuna çekilmiştir.Tabi burada akla gelen neden Süleymanşah,üstün olduğu halde böyle bir taviz verdi??Anna Komnena’ya bakılırsa Selçuklular para ve hediyelere kanmıştır ama buna küçük çocuğun bile inanmayacağı gerçektir.Nitekim zaten Türkiye Selçukluları o zaman Meriç’ten Toros’a yayılmışlar,boğazlardan geçen gemileri vergiye bağlamışlar,neredeyse  Konstantiniyye’yi fethedecek duruma gelmişlerdi.Bu anlaşmanın ve verilen tavizin sebebini şöyle açıklamaya çalışayım:

İlk olarak;Malazgirt Savaşı’ndan sonra kurulan Türkmen beyliklerine rağmen Anadolu’da siyasi birlik tam olarak sağlanamamıştı.Buna en büyük örnek,Ermeni Philaretos’un sınırları Malatya’dan Antakya’ya kadar uzanan bir derebeylik kurmasıdır.Bu yüzden Selçuklular, Anadolu’da siyasi birliği sağlamak için Drakon Çayı’nın doğusuna çekildi.

İkincisi;her devlet için geçerli olan askeri ve siyasi teşekkülü tamamladıktan sonra bekası için sosyal ve kültürel olarak ilerlemesi ve gelişmesi gerekir.O zaman Anadolu’ya baktığımızda, savaşlar yüzünden ekonomisi bozulmuş ve kültürel kodlar uyuşmamış olduğundan sosyo-kültürel gelişme neredeyse imkansızdı. Bu yüzden Süleymanşah,Anadolu’da sağlam bir Türk devleti meydana getirmek için yönünü soydaşlarına,Büyük Selçuklu coğrafyasına ister istemez çevirmek gerektiğinin farkındaydı.

Son olarak;Türkiye Selçukluları kuruluş aşamasından beri sürekli Büyük Selçuklular ile rekabet içerisinde olmuştur.Kaldı ki bazı olaylar,onların Büyük Selçukluların hakimiyetini tanıdığına işaret etse de bir  o kadar faaliyetleri de bağımsız hareket ettiklerinin göstergesi olmuştur.Zaten olayların sonucunda iki Türkiye Selçuklu hükümdarı Süleymanşah ve Kılıç Arslan’ın Büyük Selçuklular’la mücadele sonucu vefat ettikleri göz önüne alınırsa,Türkiye Selçukluları hiçbir zaman Büyük Selçuklular’ın vassalı olmamış,onların boyunduruğu altına girmemiştir.Siyaseten bazı zamanlar onlara itaat eder gibi görünmüştür.

Bir sonraki yazımda Süleymanşah’ın Şark seferleriyle devam edeceğiz.

YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR:

Bezer, Gülay Öğün, Türkiye Selçuklu Tarihi, Eskişehir:Anadolu Üniversitesi Yayınları

Köymen, M.Altay, Süleymanşah ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu, Tarih ve Medeniyet Dergisi: 71-79

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=380103

ARA

site Hakkında

TÜRKİYE SELÇUKLULARININ SİYASİ VE SOSYAL TARİHİNİN ANLATILDIĞI, AYRICA SELÇUKLU TARİHİ DIŞINDA MUHTELİF KONULARIN YAZILDIĞI NAÇİZANE BİR BLOG