
SAVAŞIN SEBEPLERİ VE ANADOLU’NUN MEVCUT DURUMU
11.yüzyıl… Bizans İmparatorluğu’nun iç karışıklıklar ve saray entrikaları yüzünden zor günler geçirdiği yıllar… O zamanlarda Bizans’ın Anadolu üzerinde hakimiyet kurabildiğini söylemek güçtür. Bunun en bariz örneği ise o devirde Anadolu topraklarının, sosyal ve kültürel açıdan Bizans’tan bağımsız olmasıydı. Ülkede yaşayan Ermeniler, Gürcüler, Slavlar, Kürtler, Araplar, Süryaniler ve Peçenek Türkleri birer azınlıktı ve orduda paralı askerlik yapmaktaydılar. Bizans, bu azınlıklar üzerinden baskı siyasetini benimsediği, onlara kendi dinlerini bile serbestçe yaşama hakkı tanımadığı için bu milletler artık Doğu Roma(Bizans) yönetiminden bıkmışlardı. Bu konuda devrin tarihçisi olan Süryani Mihail’in şu sözlerini aktarmak istiyorum: ”Türkler, şerir(kötülük yapan) ve Rafizi Rumlar gibi zulmetmiyor, aksine kimsenin dinine ve inancına karışmıyor; hiçbir baskı ve zulüm düşünmüyorlardı.”
Savaşın Bizans tarafında sebebi, artan Türk baskısını yok etmek ve Türkleri geldikleri bölgeye(Orta Asya)’ya geri sürmekti.Büyük Selçuklu tarafında sebebi ise, geri dönüşsüz olarak göç eden Türkmen soydaşlarına yurt edindirmek, Anadolunun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamaktı.Sultan Tuğrul Bey’in ölümünden sonra yerine bu zaferin en büyük kahramanı olan Sultan Alp Arslan geçmişti. Amaç belliydi. Anadolu fethedilecek, Türk ve İslam yurdu olması sağlanacak, hem de bu diyarda yaşayan gayrimüslim halklarda zulümden kurtarılacaktı. Bunun için de Malazgirt’in fethedilip Anadolu’nun kapılarının açılması zorunluydu.
İKİ TARAFIN SAVAŞ ÖNCESİ FAALİYETLERİ
Bizans ordusunun başında Romen Diyojen bulunuyordu. Diyojen,Roma ordusu içindeki saygıdeğer kumandanlardan biriydi. Fakat zamanın imparatoru X.Konstantin Dukas’ın oğullarına komplo kurduğu iddiasıyla suçlanmış ve sonunda hapse atılmıştı. Konstantin’den sonra başsız kalan Bizans’a ölmüş olan imparatorun karısı Eudoxia vekalet etmeye başlamıştı. Eudoxia’ya her ne kadar imparator olmak için pek çok damat adayı geldiyse de o hiçbirini kabul etmedi ve o sırada hapiste olan Romen Diyojen’i tahliye ettirerek onunla evlendi. Diyojen, iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra artık ülkenin tek hakimiydi. Şimdi imparator hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra savaşa dönelim.
İmparator, ordusunun hazırlıklarını tamamladıktan sonra 13 Mart 1071 günü İstanbul’dan harekete geçti. Önce Sakarya’ya, daha sonrada Erzurum’a geçtikten sonra nihayet Ağustos dolaylarında Malazgirt şehrine geldi.
Diğer yandan, Sultan Alp Arslan ise Halep tarafındaydı. Burada bulunmasının sebebi, Mısır’daki Fatımi Devleti üzerine sefere çıkmasıydı. O zamanlarda Şii olan Fatımiler, Sünni halklar için bir tehditti.Hele ki Batıniliğin aşırı bir kolu olan İsmaililer ve onların içinden çıkmış suikast tarikatı olan Haşhaşileri de destekliyorlardı. Alp Arslan, seferdeyken Diyojen’in ülkeye doğru harekete geçtiğini öğrendiği gibi hemen güzergahını Suriye’den Güneydoğu Anadolu’ya doğru değiştirdi. Sultan’ın yeteri kadar hazırlık yapacak vakit yoktu. Bu yüzden savaş hilesi yaparak casuslarıyla ordusunun Rey’de olduğu haberini yaydı ve Muş’a vararak Malazgirt Ovası’nın doğu tarafında savaşa hazırlanmaya başladılar.
Bizans ordusu çeşitli din ve milletlerden oluşmuş karma bir orduydu.Dolayısıyla askerler arasındaki birlik yok denecek kadar azdı.Buna karşın Selçuklu ordusu ise tam bir birlik ve beraberlik içerisinde, aynı amaca hizmet ediyordu.
SAVAŞ!!!
26 Ağustos 1071… Cuma günü… Büyük gün gelip çatmıştı.İki tarafta hazırlıklarını yapmış ve birbirine karşı savaş düzenini almıştı. Öncesinde Sultan Alp Arslan barış teklif etmesine rağmen Diyojen bu teklifi ordusunun gücüne güvenerek geri çevirmişti. Kaynaklarda iki ordunun mevcudu tartışmalıdır. Genel kabule göre Bizans’ın 200.000 kişilik ordusuna karşın Selçuklular, 50.000 kişilik orduyla savaşa iştirak etmişti. Bizans, 3 sene boyunca bu savaşa hazırlanmıştı. Selçuklular ise Halep seferinden apar topar adı geçen yere gelmişti.
Alp Arslan’ın muharebeyi Cuma günü yapmasının özel bir sebebi vardı. Din adamlarının tavsiyesine uyarak bu günü kararlaştırmıştı ki; Müslümanlar için Cuma, mübarek gündür. Ordusuyla birlikte namaz kıldı ve namazın sonunda şu duayı yaptı: Ya Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihad ediyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret.”
Sonra askerlerine döndü ve ordunun tüylerini diken diken eden o tarihi konuşmasını gerçekleştirdi:
“Burada Allahü teala’dan başka bir sultan yoktur. Emir ve kader O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte cihad etmekte veya benden ayrılmakta serbestsiniz. “
“Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarın ve ona bağlı kalın. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.“
Sultan’ın bu konuşması orduyu öylesine heyecanlandırmıştı ki hepsi o anda haykırarak bağlılık yeminleri ettiler. Alp Arslan kefenini giydi. Ordusuyla helalleşti. Şehitliği kabullenmişti. Bütün Selçuklu ordusu, Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a teslim olmuşlardı. Düşman kendilerinin iki katıydı. Ama onlar korkmuyorlardı. Adeta şehadete koştular.
İşte bu şekilde 26 Ağustos 1071 Cuma günü bu şiddetli muharebe başladı. Başlangıçta Bizans ordusu üstün durumdaydı. Diyojen savaşı kazanacağından emindi.Savaşın ilerleyen zamanlarında Türk ordusu,sahte ricat(turan taktiği)’ni uyguladı. Bizans ordusu, kaçtığını zanneden Selçukluları ava çıkmış gibi kovalayınca dört bir taraftan sarıldı ve bozguna uğradı. Ermeniler savaş meydanından çekildi.Buna birde Peçeneklerin ihaneti eklenince yenilgi kaçınılmaz oldu.
***

Zaferden sonra komutan Romen Diyojen esir alındı.Alp Arslan’la aralarında geçen konuşmaları kaynaklarda şu şekilde geçer:
Romen Diyojen, Sultan Alp Arslan’ın huzuruna ilk geldiğinde utancından kafasını kaldıramayacak bir haldeydi. Sultan’ın yüzüne bakamıyordu. Alp Arslan,onu yanına oturtarak nezaketle teselli etti.Asla ona karşı kırıcı olmadı. İşte meşhur konuşma:
Alp Arslan:Eğer zafer senin olsaydı bana ne yapardın?
Romen Diyojen(Korkusundan öldürtürdüm diyemedi): Kamçılatırdım.
Alp Arslan:Peki şu anda benim sana ne yapacağımı düşünüyorsun?
Romen Diyojen:Ya öldürtürsünüz,ya da Müslüman memleketlerden birine esir olarak gönderirsiniz.
Biraz duraksar. “Belki de… affedersiniz” der güçlükle.Sultan,mağlup imparatorun daha fazla küçük düşmesini istemez ve onu affeder.
Alp Arslan, Romen Diyojen’le ağır şartları olan bir antlaşma imzaladı. Ancak Diyojen ülkesine geri döndüğünde linç edilerek öldürüldüğünden anlaşma geçersiz kaldı. Bunun üzerine Sultan, emrindeki beylere ve komutanlara talimat vererek Anadolu’yu fethetmekle görevlendirdi. Yaklaşık 20 yıl içerisinde Anadolu, Türkmen göçlerinin etkisiyle bir Türk yurduna dönüştü.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Çevik, Adnan, Türkiye Selçuklu Tarihi, Eskişehir:Anadolu Üniversitesi Yayınları
https://www.habermalazgirt.com/malazgirt-savasi-detaylari-h567.html
http://www.islamveihsan.com/sultan-alparslan-kimdir-sultan-alparslanin-hayati.html
