1116 yılında tahta oturan yeni Sultan, henüz genç yaşta olması ve tahta çıkışını borçlu olduğu için Danişmendli Emir Gazi’nin himayesi altındaydı. Emir Gazi, resmen 1134 yılında kendisi vefat edene kadar Sultan İzzeddin Mesud’un vasiliğini yapmıştır.
Sultan Mesud’un hükümdar olmasından iki yıl sonra Bizans İmparatorluğun’da da taht değişikliği yaşanmış olup vefat eden I.Aleksios Komnenos’un yerine 1118 yılında II.İoannis Komnenos geçmiştir.Yeni imparator tahta geçtikten sonra önce muhaliflerini etkisiz hale getirmiş, daha sonra babasının Şahinşah ile imzalamış olduğu antlaşmayı bozmuş ve derhal Selçuklu Türkleri üzerine sefere çıkmaya başlamıştır. Tabi Türkler üzerine sefer yapmasının bir sebebi de sınırdaki Türkmenlerin Menderes tarafına akınlar düzenlemesiydi.

1119 yılında ordusuyla Alaşehir kapılarına dayanan İmparator, şehrin dışında seçtiği bir yerin etrafına çit çektirdi ve burada karargâhını kurdu. Amaç Denizli’yi fethetmekti. O zaman Bizans ordularının Başkomutanı Aksukhos[1], küçük bir birlikle Denizli üzerine hücum etti. Şehir, Alp Kara adındaki bir Türk beyinin himayesindeydi. Ancak oradaki müfreze zayıftı. Bu yüzden daha İmparator’un şehre gelmesine bile gerek kalmadan orayı ele geçirmişlerdi. Ioannes, şehirde garnizonunu kurduktan kısa bir müddet sonra İstanbul’a geri döndü.
Akıncı Türk beylerinin ilerleyişi Selçuklu devletinin idaresinin zayıflamasına bakmadan tüm hızıyla devam etmekteydi. Bu ise imparatorun canını feci şekilde sıkmaktaydı. Denizli’ye yapılan sefer sanki ecdadımızı hiç mi hiç etkilememişti. Derhal bu akınların durdurulması gerekiyordu. Bu yüzden Bizans, Selçuklu üzerine ikinci bir sefer tertip etmiştir. Hedef, Türkmenlerin akınlarının merkezi konumundaki Uluborlu’nun zapt edilmesiydi. Nitekim 1121 yılında buraya saldıran İmparator oldukça dâhiyane bir plan yapmıştır. Şöyleki; Uluborlu, çevresinde sarp kayalıklarla çevrili bir kale şehriydi. Şehre gidiş yolu ancak dar bir geçidi takip etmekle mümkündü. Plana göre; atlı birliklerle önce bu geçitten kaleye saldıracaklar, kaledeki askerlerin huruç(çıkma, çıkış) taktiği yapması sağlanacaktı. Daha sonra Türk askeri kaleden çıkınca Bizans atlıları kaçıyormuş gibi yapacak, Türklerin onları takip etmesini sağlayacak, geçidin sonuna kadar kovalarlarsa da önceden çalılıklarla kaplı patikalarda gizlenmiş olan Bizans askerleri de sağ ve sol cenahtan ortaya çıkarak Türkleri kıskıvrak yakalayıp imha edeceklerdi. Nitekim savaş başlayınca hazırlanan bu plan ve taktik tutmuş, yıllardır düşmanı bu şekilde yenen ecdadımız, bu sefer kendisi Turan taktiğinin kurbanı olmuştur. Bu şekilde Bizans İmparatoru, Uluborlu’yu zapt etmiştir. İlerleyişine devam eden İmparator, Antalya yakınlarında bir kaleyi fethetmiş ve civardaki pek çok yeri kendi hâkimiyetine katmıştır. Ancak, Peçeneklerin Balkan tarafında ülkesine saldırmasını haber alması üzerine süratle İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır.

Bütün bunlar olurken Sultan Mesud ne yapıyordu diyeceksiniz ama inanın bende bilmiyorum. Özellikle benim baktığım İslam kaynaklarında Sultan Mesud’un ilk yılları birkaç satır ile özetlenip Danişmendliler ve kardeşi Melik Arab ile olan münasebetlerine geçiyor. Tahminimce Selçuklu devleti o zaman fetretten yeni çıkmıştı ve Bizans’a karşı koyacak gücü yoktu. Mesud ise kayınpederinin tahakkümündeydi. Peki, o zaman niye Danişmendliler Bizans’ın önüne çıkmadı? Bunun da sebebinin siyasi olduğunu düşünüyorum. Birincisi, Emir Gazi’nin hedefinde Malatya vardı ve kendini tamamen o tarafa odaklamıştı. İkincisi Bizans, Selçuklu topraklarına saldırmıştır. Danişmendli topraklarına değil.
DİPNOT[1]:Ioannes Komnenos’un çocukluğunda oyun arkadaşı, sonraki yıllarda da sıkı bir dostu olan Ioannes Aksukhos, 1097 yılı İznik Kuşatması’nda Haçlılar tarafından ele geçirilmiş ve devrin imparatoru I.Aleksios Komnenos’a sunulmuştu. Bizans sarayında sıkı bir eğitimden geçen Aksukhos, kabiliyeti sayesinde tecrübeli bir asker haline gelmiş ve 32 sene boyunca Bizans ordularının başkomutanlığını yapmıştır.
YARARLANDIĞIM VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR:
AYÖNÜ, Yusuf, Selçuklu – Bizans Münasebetleri (1116-1308), T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI, İZMİR – 2007, s.27-31
Ioannes Kinnamos, Historia ; Türkçe çev. s.6
Niketas Khoniates, Historia; Türkçe çev. s.6-9
GÖRSELLER:
commons.wikimedia.org/wiki/File:Jean_II_Comnene.jpg
http://www.uluborlu.bel.tr/yazilar/uluborlu-tarihi-eserler/152
