
Temmuz 1099’da Kudüs’ün zaptedilmesiyle biten ilk Haçlı seferinden sonra Latinler,işgal ettikleri yerleri kaybetmemek ve Türkleri Anadolu’dan atmak için gecikmeden ikinci bir sefer tertip ettiler.Papa II.Urbanus’un vefatından sonra yerine geçen II.Paskalis’de tıpkı selefi gibi bu savaşa katılanlara da önceki imtiyazları aynen tanıdı.Bunların en önemlisi ise “haçlı yemini” idi.Şöyleki;Papa,kutsal topraklara sefere katılanlara günahlarının bağışlanacağını vaat ediyor,buna inanan kitlelerde törenle yemin edip kıyafetlerine kırmızı çuhadan haç takıyorlardı.Bu yemini yerine getirmeyenler aforoz(dinden çıkarılma) ediliyordu.
1101 senesinde yine ilk seferde olduğu gibi başlarında düklerin ve kontların olduğu ağır zırhlı şövalyelerden oluşan üç büyük ordu,İstanbul’a doğru çıktı.Bu ordulara;Milano başpsikoposu olan Anselm,Fransız Kont Etienne de Blois,Alman Konrad,Akitanyalı IX.Guillaume ve Bavyeralıların kontu olan IV.Welf komuta etmişti.Lombardların oluşturduğu ilk ordu Bizans İmparatoru’nun yardımıyla İzmit’e yerleşti.Bunlar,İtalyan Normanları’nın lideri olan Bohemond’un Danişmendli Gümüştekin Gazi tarafından pusuya düşürülüp esir alındığını öğrenmişlerdi ve onu kurtarmak için harekete geçtiler.
Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan,bu sefer Haçlılar’a karşı hazırlıklıydı.Hemen Danişmendliler,Artuklular ve Harran hakimi Karaca Bey’e haber saldı. Ayriyeten bir ulağını da Suriye Selçuklu Meliki Rıdvan’a gönderdi.Bu kudretli Türk hükümdarları ordularıyla Çankırı’da birleştiler.
Kılıç Arslan,burada diğer beylerin gelmesini beklemekte iken Haçlılar,Ankara’ya varmış ve şehri Bizans’a teslim etmişlerdi.2 Temmuz’da Çankırı önlerine geldiler.Sultan,diğer beyler gelene kadar onları gayri nizami harp taktikleriyle yıpratarak oyaladı.Nitekim Latinlerin sayısı 200.000 civarında idi.Kılıç Arslan ve diğer hükümdarlar ise ittifak halinde ancak 20.000 kişilik ordu toplayabilmişti.Bu durumda,iç bölgelere çekilene kadar onlarla dişe diş savaşmak intihar olurdu.İşte bu yüzden Haçlılar’a, geçtikleri yerdeki ekinler toplanarak,su kaynakları kurutularak,öncü ve artçı kuvvetlerine ani baskınlar düzenlenerek hatırı sayılır kayıplar verdirildi.Buna rağmen,2 Ağustos 1101’de Merzifon’a ulaşmayı başardılar.Ama hiç beklemedikleri bir anda ecdadımız,onları kuşatma altına aldı.Özellikle yağmur gibi gelen oklar,Haçlıları perişan etmişti ancak sayılarının çokluğu yüzünden dağılmadılar.Ertesi gün Konrad ve Bruno önderliğinde 3.000 kişilik öncü birlik yiyecek aramak için karargahtan ayrılmış ve 3-4 km uzaklıkta bir kaleye saldırarak oradaki bütün erzakı almıştı.Tabi geri dönerken hesaba katmadıkları bir şey vardı 🙂 Kılıç Arslan,ani bir baskınla bu birliği hezimete uğratıp 700 kişiyi kılıçtan geçirdi.Kalanlar yağmaladıkları her şeyi bırakıp karargaha kaçtılar.Onları takip eden Türk birlikleri Haçlı karargahın tamamen kuşatıp giriş-çıkışları kapatarak onları açlık ve susuzluğa mahkum ettiler.Savaşmaktan başka çaresi kalmayan Latinler,5 Ağustos günü kendilerinden sayıca az olan Türklerin karşısına çıktıysa da gece vakti bütün ailelerini bırakıp kaçmışlardır.Hani şu batı filmlerinde şövalyelerin mert,cesur ve onurlu olmasından bahsedilir ya hatırladıkça gülesim geliyor 🙂 Neyse,ecdadımız Kılıç Arslan,Gümüştekin Gazi ve Belek Gazi ile birlikte kaçanları takip eder ve Karadeniz sahillerine yakın yakalayarak önemli bir kısmını imha eder.Ancak kontlar ve düklerin kurtularak kendilerini İstanbul’a atmayı başarır.
Böylelikle II.Haçlı Seferi’nin ilk ayağı olan Merzifon Savaşı 5 Ağustos 1101’de Türklerin zaferiyle sonuçlanmıştır.
***
İkinci Haçlı ordusu Nevers kontu II.Guillaume komutasında Haziran ayında İstanbul’a gelmişti.Birinci ordunun yok edildiğini haber alınca süratle Konya’ya hareket ettiler.
Sultan Kılıç Arslan,ikinci Haçlı ordusunun haberini alır almaz bir haftada Latinleri yakalayıp kuşattı.Zaten Konya’ya gelesiye dek açlık ve susuzluk içinde kıvranmış,sürekli Türk öncü birliklerinin vur-kaç saldırılarına maruz kalmışlardı.Konya’da yapılan savaş sonucu neredeyse tamamı imha edildi.
Akitanyalı ve Bavyeralılardan oluşan orduya gelince onlarda ikinci ordunun bertaraf edilmesinden hemen sonra Akşehir üzerinden Anadolu’ya girdi. Sultan Kılıç Arslan ve beraberindeki Türk Beyleri yine aynı taktikleri kullanarak önce gelen orduyu yıprattılar.Şövalyeler özellikle susuzluktan öylesine perişan olmuşlardıki, Ereğli ırmağına gelince silahlarını ve eşyalarını bir kenara atarak tedbirsizce sudan kana kana içmeye başladılar.O sırada pusuya yatmış olan Selçuklular zaten böyle bir şey bekliyordu ve bu fırsatı iyi kullandılar.Ani bir hücumla Haçlıları ok yağmuruna tuttular.Neye uğradıklarını şaşıran Haçlılar,çok kısa bir sürede çembere alınarak bertaraf edildi.
Böylelikle,1101 yılı Haçlı Seferi,Türklerin kesin zaferiyle sonuçlanmış oldu.
YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR:
Bezer, Öğün, Gülay, Türkiye Selçuklu Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir
http://www.enfal.de/starih12.htm
http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=250396
GÖRSELLER:
http://www.tarihisev.com/selcuklunun-kurulusunda-tugrul-bey.html
