İmameddin Zengi… Büyük Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra onun mirasını alan atabeyliklerden birinin kurucusu. Zengi, şöhretini 1144 senesinde Urfa’yı Haçlılardan geri alarak artırdı. Öyle ki; Zengi Hanedanı, cihad politikasında Selçuklularla yarışır hale gelmiştir. Bunu İmameddin’den sonra yerine geçen oğlu Nureddin Mahmud’un zamanında iyice fark etmiş olacağız. Yukarıda belirttiğim gibi 1144 yılında Haçlılar, Urfa’yı kaybedince şok etkisi yaşadılar. Ertesi yıl, buradaki kontlara yardım için Papa III.Eugenius 1145 yılında yeni bir Haçlı Seferi tertip etmek için Avrupalı krallara çağrıda bulunmuştur. Öncelikle o devrin Fransa kralı VII. Louis, bu çağrıya olumlu cevap vermiş ve seferin en büyük destekçisi olmuştur. 31 Mart 1146 senesinde Véselay’de Aziz Bernard de Clairvaux, burada Haçlı Seferleri için görkemli bir konuşma gerçekleştirdi ve burada toplanmış olan halkın sevinç gösterileri sonucu II.Haçlı Seferi’nin tertip edilmesi kabul edilmiştir. Ama sonrasında Avrupalılar daha sefer başlar başlamaz bir dizi katliamlara girişmişlerdir. Bunlardan en önemlisi Rhein bölgesinde yaşayan Musevilere uyguladıkları şiddettir. Clairvaux, bunları önlemek için süratle bu tarafa yönelmiş, çeşitli bölgelerde vaazlarda bulunmuş ve en sonunda devrin Alman kralı olan III.Konrad’i de sefere katılmaya ikna etmiştir. Bu seferin bir öncekinden en önemli farkı ise burada ortaya çıkıyor. İlk Haçlı Seferi kontlar ve düklerin önderliğindeydi. Bu sefer hareketin başında Avrupa’nın en büyük(!) iki kralı bulunuyordu. Kralların da kontlardan bir farkı yoktu. Hepsi de medeniyetten bihaberdi ve tek bildikleri; VAHŞET, VAHŞET ve yine VAHŞET idi.
Gelelim tekrar Haçlılara. İlk olarak Alman İmparatoru III.Konrad, 1147 senesinde emrindeki birliklerle birlikte Nikea(İznik) şehri üzerinden Eskişehir’e doğru ilerlemeye başladı. Sultan Mesud, bunu Haçlıların arasında kendisini ustaca gizleyen casusları sayesinde kısa sürede öğrenerek karşı harekete geçti. 25 Ekim 1147’de iki taraf Dorylaion(Eskişehir yakını)’da karşı karşıya geldi. Hatırladınız mı?? 50 sene önce I.Haçlı Seferi’nde Kılıç Arslan da Frenkleri tam bu beldede karşılamıştı ve maalesef savaşı kaybetmişti.

Alman askerlerinin sayısı yaklaşık 20.000 kadardı ve kral Konrad’dan sonra Svabiya dükü olan Friedrich, orduya komuta ediyordu. Bu isme dikkat edin daha sonra II.Kılıç Arslan devrinde karşımıza çıkacak. Almanlar ise Bizans İmparatoru Manuel’in, Selçuklu Türklerinin gayrinizamî harp taktikleri ve ordunun erzakının bitmemesi için tedarikli olmaları gerektiği hakkındaki tavsiyelerine hiçbir şekilde aldırmamışlar ve gittikleri güzergâhın güvenliğini dahi sağlamadan ihtiyatsız bir şekilde yol almışlardı. Sultan Mesud’un ordusuyla onları izlediklerinden habersiz taze erzak ve su bulmak için Dorylaion’da kamp kurdular. Olası bir baskına karşı hiçbir tedbir almayan, neredeyse çapulcudan farksız bu şövalye sürülerine şiddetle hücum eden Selçuklular, Alman ordularının neredeyse tamamını kısa sürede perişan etti. Sadece Alman Kralı ve dük Friedrich, beraberinde 2.000 kişilik bir birlikle savaştan sağ kurtularak kaçmayı başarıp İznik’e çekilmişlerdir.
Öte yandan daha Konrad gelmeden İznik’teki Haçlı ordugâhında Selçuklu casusları tarafından Almanlar’ın savaşı kazandığı ve Eskişehir’in düştüğü haberi yayıldı. Amaç, bir sonraki Haçlı birliklerini rahatlatarak onların klasik sefer yolunu takip etmelerini sağlamaktı. Böylece onlarda ihtiyatsız gelecek ve aynı şekilde pusuya düşürülüp imha edileceklerdi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayıp III.Konrad kalan birlikleriyle birlikte çıkagelince işin gerçeği anlaşılmış ve Fransa kralı VII.Louis, sefer güzergahını değiştirerek İznik,Balıkesir,Bergama ve İzmir üzerinden Denizli tarafına ulaşmıştır. Ancak bu şekilde olsa bile bizim Türkmenlerin baskınlarından kurtulamamış ve ordusu bir hayli yıpranmıştır. Hatta Antalya’ya giderken Bizans’ın saldırılarına bile maruz kalmıştır. Bu şekilde güç bela Antalya’dan deniz yoluyla Filistin’e varmışlardır. Unutmadan, Antalya’ya vardıktan sonra kara yoluyla Ortadoğu’ya gitmeye kalkanlar ise Türkler ve Rumlar tarafından tümüyle bozguna uğratılmıştır.
Sultan Mesud, Suriye ve Filistin’deki Haçlı tehdidine karşı Nureddin Mahmud Zengi ile işbirliği yapmıştır. Nureddin, İmameddin Zengi’nin oğluydu. Zengi vefat ettikten sonra Kont II.Joscelin 1146’da Ermenilerin desteğiyle Urfa’ya girip kısa bir süre kontrolü ele aldıysa da Nureddin’in başarılı mücadelesi sayesinde Kont II.Joscelin bertaraf edilmiştir.

Nureddin, Antakya yöresinde bir dizi akın ve gaza faaliyeti düzenlerken Sultan Mesud, 1149 senesinde Maraş’ı fethetmiştir. Bir sene sonra da Tel-Başir, hakimiyet altına alınmıştır. Kontlukta kalan beldeler ise (Göksun, Behisni, Ayntab, Dülük, Raban, Merzuban) Selçuklular tarafından alınmıştır.Böylece Urfa Haçlı Kontluğu, 1151 senesinde tamamen ortadan kaldırılmıştır. Şimdi bu kadar anlatılandan anlıyoruz ki, Sultan Mesud’un en önemli başarısı, kendisini kuşatmaya gelen Bizans İmparatorunu 1145-6’da durdurması(bir önceki yazımı hatırlayın) ve İkinci Haçlı Seferi’nde III.Konrad ve VII.Louis’in ordularını bozguna uğratmasıdır.
YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR:
Bezer, Öğün, Gülay. Türkiye Selçuklu Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir
Sevim A., Türkiye Tarihi, Fetih, Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989
http://www.enfal.de/starih14.htm
tarihtensahneler.blogspot.com.tr/2014/01/turkiye-anadolu-selcuklu-devletinin.html
i.pinimg.com/736x/34/8a/b2/348ab2b5e58b3cf32bacb1dd3e2a11d1–second-crusade-october-.jpg
http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=140533
istanbultarih.com/resimler/id1/nureddin-mahmud-zeng–nin-haclilara-karsi-mucadelesi-231.jpg
