1134 yılında Danişmendli Meliki olan Muhammed, ilk başta Yağan adındaki kardeşinin isyanı ile karşılaştı. Kardeşini öldürerek isyana son veren Danişmendli Meliki, ilk zamanlar Sultan Mesud ile veraset meselesi yüzünden sorun yaşadı. Bu taraftan Türklere saldırmak için fırsat kollayan Bizans İmparatoru İoannes, Mesud ile Muhammed arasındaki anlaşmazlığı öğrenince derhal Danişmendliler’in üzerine doğru harekete geçti ve Mesud’dan yardım istedi. Selçuklu Sultanı da Melik Muhammed’e karşı kendi gücünü sınamak istedi. Bu sebepten dolayı ittifak teklifini kabul etti ve birlikte Çankırı’yı 1135 yılında kuşattılar. Kuşatma devam ederken Melik Muhammed, Sultan Mesud’a bir mektup yollayarak ikisinin de aynı soydan geldiklerini, asıl işbirliği yapacak olanların kendileri olduğunu belirtti. Birde Muhammed’in ordusundaki Türkmenler de soydaşlarıyla karşılaşmak istemedikleri, bunun için Melik’i, Sultan Mesud ile anlaşmaya zorladıkları kaynaklarda rivayet edilmektedir. Karşılıklı mektuplaşmalardan sonra Mesud, Bizans’a yolladığı destek kuvvetlerin hepsini geri çeker. Zor durumda kalan İmparator, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalır ve Orhaneli’ne çekilir. Bir müddet sonra Kastamonu’ya hareket ederek hiçbir direnişle karşılaşmadan burayı ele geçirir ve 1135 baharında tekrar Çankırı’yı kuşatır. Kuşatma bu sefer başarılı olur ve şehir maalesef düşer. İmparator, burada garnizonunu bırakarak İstanbul’a döner fakat Türkler çok geçmeden Kastamonu ve Çankırı’yı yeniden Bizanslıların elinden almayı başarır.
Sultan Mesud ile Melik Muhammed’in 1135 senesinden itibaren ittifak halinde olduğunu söylemiştik. İmparator İoannes’in Kilikya’ya sefere çıkmasını fırsat bilen ikili, Bizans topraklarında çeşitli akın ve gaza faaliyetlerinde bulundular. Suriye tarafını büyük bir yıkıma uğratan İmparator, Çukurova’yı işgal etti. İoannes, seferinin sonunu Musul Atabeyi İmameddin Zengi’nin üzerine yürüyüp onu bertaraf etmekle taçlandırmak istedi ancak amacına ulaşamadı. Nisan 1138’de Haçlılarla birlikte Halep’i kuşattı ama kentin kararlı direnişi karşısında başarısız olup geri çekilmek zorunda kaldı. Sultan Mesud’un da buna mukabil Adana’ya hücum edip geri alması sonucu İoannes, çaresiz Konstantinopolis’e(nam-ı diğer İstanbul :)) geri dönmek zorunda kaldı.
Bu olaylardan sonra Sultan Mesud ve Melik Muhammed, birlikte hareket edip Haçlılar’a karşı başarılı harekâtlar gerçekleştirdiler. Devrin Trabzon Rum Devleti hâkimi olan Konstantin Gabras da onlardan taraf oluyor, engellemeye çalışmak şöyle dursun, yayılmalarına müsaade ediyordu. Türklerin Sakarya ötesine doğru genişlemeye başlaması, İmparator İoannes’i yeni bir sefer düzenlemeye adeta mecbur etmiştir. 1140 yılında ordusuyla harekete geçen İmparator, aynı sene Danişmendlilerin elinde olan Niksar şehrini kuşattı. Oğuz Türkmenlerinin sürekli akınlarda bulunması, yeğeni İoannes’in de emrindeki askerlerle birlikte Selçuklu ülkesine sığınması İmparator’u zor duruma soktu. Kuşatmayı mecburen kaldırdı. Çaresiz İstanbul’a geri dönerken bu seferde yolda Türkmenlerin akınlarına maruz kalarak bir hayli zayiat verdi(1140). 1141 baharına doğru ise Sultan Mesud’un hedefinde yeni bir şehir vardı: Uluborlu. Hatırlayacağınız üzere Sultan Mesud’un ilk yıllarında Uluborlu, İoannes tarafından kuşatılmış ve Turan taktiği kullanılarak ele geçirilmişti. Sultan, burasını geri aldı ve Antalya’ya doğru ilerlemeye başladı. Bunu haber alan İmparator da ordusunu toparlayarak tekrar sefere çıktı. Antalya’ya varan İoannes, buradaki İstanbul-Antalya yolunun güvenliğini sağlama maksadıyla Beyşehir Gölü’ndeki adalarda yaşayan Hristiyan halka kendisine itaat etmelerini istedi. Ancak Selçuklu yönetiminden memnun olan halk buna yanaşmadı. İmparator derhal adaların yakılıp yıkılmasını emretti. Adaları işgal edip rivayete göre halkını Konya’ya sürgün etti. 1142 yılında Çukurova’ya sefere çıkan İmparator yine bir netice elde edemedi. 1143 yılında Toros Dağları’nda av partisi sırasında yediği etten zehirlenerek öldü. Onun ölümüyle Sultan Mesud rahat bir nefes almıştır. İmparatorun ölümünden kısa bir süre sonra da Melik Muhammed’in vefatı, Türkiye Selçuklu Sultanı İzzeddin Mesud’a Anadolu’nun tek hâkimi olmak için aradığı fırsatı vermişti.

Melik Muhammed vefat edince Danişmendliler kendi arasında iktidar çatışmasına girdi ve bunun sonucunda beylik; Kayseri, Sivas ve Malatya merkez olmak üzere üçe bölündü. Kayseri meliki Zünnun, Sivas meliki Yağıbasan ve Malatya meliki Aynüddevle oldu. Maktul Melik’in oğlu Zünnun’dan başka Yunus ve İbrahim adında iki oğlu daha vardı. Bunlar, Kayseri’yi zapt etmek için amcalarıyla birleşerek Zünnun’a karşı ittifak ettiler. Selçuklu Sultanı Mesud ise Zünnun’u destekledi. Mesud, 1143 yılında Yağıbasan’ın üzerine yürüyüp Sivas’ı fethetti ve aynı yıl Malatya’yı kuşattı ancak bir netice elde edemedi. Kuşatmayı kaldırmasının sebebi Bizans’ın yeni imparatoru Manuel Komnenos’un Çukurova seferi dönüşü izinsiz kendi topraklarına girmesiydi. 1144 yılında ise Malatya’ya sefere çıkan Sultan, Elbistan civarını ele geçirir ve buraya oğlu Kılıç Arslan’ı melik tayin eder. Bütün bunlar olurken, Güneydoğu tarafında Artuklu beyliği’nin o zamanki hükümdarı Davud vefat etmişti. Onun oğullarından olan Arslan Doğmuş, beyliğin başına geçmek için Atabey İmameddin Zengi’den yardım istedi. Artuklu Davud’un diğer oğlu Fahreddin Kara Arslan’ın tahtı kardeşine bırakmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Bu yüzden Sultan Mesud’un yanına gelerek ondan yardım istedi. Mesud, ona yaklaşık 20.000 atlı verdi. Bu destekle, Fahreddin Kara Arslan, Harput hükümdarı olmuştur.
Sultan Mesud, bu olaylardan sonra Malatya’ya ikinci kez sefer tertip etti. Ancak bu sefer İmparator Manuel’in kendisine doğru yürüdüğünü öğrenince Ağustos 1144 senesinde mecbur kuşatmayı kaldırıp geri döndü. Sultan, 1145 yılında Prakana Kalesi’ni fethetti. Kalenin düşmesinden sonra Bizans İmparatoru, hem kaybettikleri yerleri geri alabilmek, hem de Türkleri Anadolu’dan söküp atmak için büyük bir orduyla direkt Konya’ya doğru hareket etti. İlk önce Marmara Bölgesi’ndeki Türkmenleri yenilgiye uğrattı. Ancak Kelbianus bölgesine giremedi. İmparator, bundan sonra Akşehir’e doğru ilerleyerek burasını ele geçirdi. Şehri yakıp yıktı. Geri çekilen Selçuklu birliklerini takip ederek Konya’ya doğru ilerlemeye devam etti. Sultan Mesud ise karargahını Akşehir yakınlarındaki Üçhöyük’te kurmuştu. Şehir merkezinin dışında gerçekleşen savaşta İmparator ilk başta Selçukluların merkez kuvvetlerine saldırdığı için üstünlüğü ele geçirmiş gibi gözüktüyse de, Selçuklular yine turan taktiği ile bozguna uğramaktan kurtulmuş ve geri çekilen Bizans kuvvetlerine de sürekli pusu kurup zayiat verdirmişlerdir. Bir sonuç alamayan Manuel, sonunda tamamen Konya’yı kuşatmaktan vazgeçti. Ancak şehrin çevresinde korkunç katliamlar yaptırmış ve yaklaşık 7.000 kişiyi şehid etmiştir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Bezer, Öğün, Gülay. Türkiye Selçuklu Tarihi, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir
Sevim A., Türkiye Tarihi, Fetih, Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989
http://www.enfal.de/starih14.htm
http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290339 (Sultan Mesud ile alakalı olan kısım sayfanın sonundan başlıyor)
GÖRSEL:
https://www.geni.com/people/John-II-the-Good-Eastern-Roman-Emperor/6000000002979868893
http://dunyarehberi.blogspot.com/2012/12/kz-kalesi-adas-beysehir-golu-beysehir.html
