
Vakt-i zamanında(1071-1178),Anadolu’da kurulan Türkmen Beyliklerinden birisi olan Danişmendoğulları;Tokat,Amasya,Malatya,Sivas ve havalisinde kurulmuş ve hüküm sürmüştür.Bu beylik,diğerlerinin içinde bölgede en güçlüsüydü ve daha çok söz sahibiydi.
DANİŞMENT GAZİ
Beyliğin Kurucusu;kaynaklarda Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın dayısı olduğu yazılan;başka bir rivayete göre de Battal Gazi(öl.740)nin soyundan geldiği söylenen ve 1063 yılında Sultan Alp Arslan’ın hizmetine girmiş büyük bir komutan ve alim olan Danişmend Ahmed Gazi ibn Ali Taylu et-Türkmani’dir.Malazgirt savaşının kazanılmasında rolü büyüktür.

MELİK DANİŞMEND AHMED GAZİ(TEMSİLİ RESİM)
DANİŞMEND GAZİ’NİN MALAZGİRT MUHAREBESİ’NDEKİ MEŞHUR KONUŞMASI
Malazgirt muharebesinde Sultan Alp Arslan,Bizans İmparatoru Romanos Diogenes(Romen Dİyojen)’e barış teklifinde bulunmuş,ancak kibirli imparator bu teklifi ordusuna güvenerek reddetmişti.Bunun üzerine Alp Arslan yanına zamanın meşhur beyleri olan;Artuk,Saltuk,Danişmend,Çavlı ve Çavuldur ile birlikte yüksekçe bir tepeden Bizanslıları gözetledikten sonra onlara dönerek savaşla ilgili görüşlerini sorar.İlk sözü alan Danişmend Gazi olur ve şunları söyler:
“Bugün çarşambadır,saadetle geri dönelim.Bugün ve yarın silahlarımızı hazırlamakla geçirelim.Elbiselerimizi temizleyip zemzemle yıkanmış kefenlerimizi hazırlayalım.Cuma günü hatiplerin minberlerde “Ya Rabbi,İslam ordularını mansur ve muzaffer eyle!” diye dua ettikleri zaman,ihlasla tekbir getirip küffarın üzerine saldıralım;eğer şehadete erer isek:”Bu ne güzel mükafat” ve eğer düşmanı dize getirir ve muvaffak olursak “Bu ne büyük başarıdır” der.Danişmend Gazi’nin etkileyici konuşması üzerine diğer beylerde onu tasdik eder.Son olarak Sultanın da Danişmendin fikrine katılması üzerine sefer gününü Cuma’ya alırlar ve tekbir sesleriyle düşmana cenk edip Allah’ın izni ve inayetiyle mağlup ederler.
SİVAS İLİNİN FETHİ VE DANİŞMEND GAZİ’NİN VEFATI
Malazgirt’ten sonra Danişmend Gazi,Sultan’ın kendisine ikta olarak verdiği Sivas’ı 1071 senesinde fethetmiştir.Bundan sonra da Amasya,Tokat,Niksar,Zamantı,Çorum,Develi ve Kayseri’nin fethiyle Danişmendliler Beyliği teşekkülünü tamamlamıştır. Anadolunun o zaman Selçuklular hariç en güçlü beyliği olarak gösterilen Danişmendlilerin kurucusu Danişmend Ahmed Gazi ibn Ali Taylu et-Türkmanî,miladî 1084 yılında vefat etmiştir.Mezarı bugünkü Tokat ilinin Niksar ilçesindedir.Bazı kaynaklar ise Gazi’nin 1085 yılında Kapadokya’yı ele geçirdikten sonra vefat ettiğini söylemektedir.Şahsi kanaatimce,bu farklılığın hicri/miladi takvim çevirisinden de kaynaklanabileceğini düşünüyorum.
GÜMÜŞTEKİN GAZİ
Beyliğin 2.hükümdarı Gümüştegin Melik Ahmed Gazi ibn Danişmend’dir.Kaynaklarda kimi zaman “İbn-i Danişmend” ya da “Danişmend Ahmed Gazi” olarak da gösterildiği için beyliğin kurucusu olan babasıyla karıştırılır.Gümüştekin Gazi,Haçlılar’a karşı zamanın Türkiye Selçuklu Hükümdarı I.Kılıç Arslan ile birlikte kılıç sallamıştır.
GÜMÜŞTEKİN’LE KILIÇ ARSLAN’IN HAÇLILARA KARŞI BİRLEŞMESİ
1097 senesinde asıl Haçlı kuvvetleri(neden “asıl” dediğimi daha sonra I.Kılıç Arslan devrinde anlatacağım)harekete geçip Selçukluların başkenti olan İznik’i adı geçen yılın Mayıs ayında kuşatma altına aldılar.Yaklaşık 1 ay sonra 19 Haziran 1097 yılında şehri ele geçirmeyi başardılar.Kılıç Arslan,Haçlıların karşısında başkenti geçici olarak terk etmek zorunda kalıp Anadoluya çekildi.Onlara karşı tek başına tutunamayacağını anlayan Sultan, bu sebeple civardaki beylere haber gönderip onlardan yardım istedi.Tahmin edeceğiniz gibi haber gönderilen beylerden biri de Danişmendli meliki olan Gümüştegin idi. Melik’in, Kılıç Arslan’la aralarında Malatya şehri üzerine siyasi çekişmesi vardı. Ancak Haçlılar ortak düşman olduğu için, gelen davet aynı zamanda Allah yolunda cihad çağrısı olduğu için,şahsi hırslarını bir kenara bırakan Gümüştekin,derhal davete icabet etmiş ve emrindeki Kayseri valisi Hasan ile birlikte I.Kılıç Arslan’a katılmıştır.
ESKİŞEHİR(DORYLAION) MUHAREBESİ
Birleşen müttefik Türk ordusuyla,Haçlı kuvvetleri 30 Haziran 1097’de Eskişehir Ovasında karşı karşıya geldiler.Haçlılar,karşılarında bu denli dirayetli bir orduyla karşılaşınca şaşırıp kaldılar.O kadarki,karşılarında İznik’teki gibi mukavemetsiz bir birlik bekliyorlardı.Birleşen Türk güçleriyle,yine baronların birleşik Latin güçleriyle yapılan bu savaş,beraberlik neticesiyle sonuçlandı.Kılıç Arslan,en önemli özelliği ağır zırhları olan ve bu sebeple de kolay kolay meydan savaşı yapılamayan Haçlılara karşı geri çekilmeye karar verir.Bundan sonra düşmana karşı vur-kaç taktiği yaparak yıpratmaya çalışır.

ESKİŞEHİR MUHAREBESİNİN TEMSİLİ
IKI ORDUNUN EREGLI’DE BERABERE KALMASI
Haçlılar,Eskişehir Savaşı’ndan sonra harekata devam ederek Ağustos ortalarında Ereğli’ye varırlar.Tabi bu ilerleyiş öyle kolay olmadı.Yukarıda bahsettiğim gibi sürekli Selçuklu-Danişmendli birliklerinin saldırılarına maruz kaldılar.Ereğli’de ise Kılıç Arslan,Gümüştekin ve Emir Hasan ile Haçlıların önünü kesmeye karar verir.Ama burada da onların karşısında tutunamayıp beldeyi bırakarak çekilirler.Sonuç olarak,ileride Anadolu Selçuklu Devleti Tarihini anlatırken teferruatıyla bahsedeceğim I.Haçlı Seferi maalesef ecdadımızın yenilgisiyle sonuçlandı.Sonuçlandı sonuçlanmasına ama,onlar tıpkı İnebahtı’daki gibi sadece sakalımızı kesmişlerdi. İkinci seferde boylarının ölçüsünü aldılar 🙂
Danişmendliler;Selçuklular ile birlikte Haçlılar karşısında yenilgiye uğrayınca rotasını tekrar Malatya’ya çevirdi.Unutmadan;Bu Haçlı seferinde Danişmendliler herhangi bir toprak kaybına uğramadılar.
AMASYA ZAFERİ VE GÜMÜŞTEKİN GAZİ’NİN MALATYA’YI ELE GEÇİRMESİ
Gümüştekin’in Malatya’yı ele geçirmek istediği vakitlerde Kılıç Arslan da devrin Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos ile sulh yapmış ve Batı sınırlarının güvenliğini sağlama almıştı.Sonra 1095 senesinde Malatya’yı kuşatan Kılıç Arslan, Haçlıların İznik’i muhasara etmeleri üzerine kuşatmayı kaldırıp hızla İznik’e doğru yol almıştı.Bu taraftan Gümüştekin Gazi de devrin Malatya hakimi Gabriel’in ilerleyen Haçlı ordularıyla irtibat kurduğunu öğrenince 1098 yılında Sivas’tan büyük bir orduyla çıkarak Malatya’ya sefere çıkar ve şehri kuşatır. Gabriel,kuşatmaya ancak üç yıl dayanır ve sonunda Antakya prinkepsi olan kont Bohemond’dan yardım ister. Bohemond’a kendisine yardım etmesi karşılığında kızı Morphia’yla kendisini evlendireceğine dair söz verir.Kont,teklifi kabul eder ve 1100 senesi Ağustos ayında yanında kuzeni Salerno Kontu olan Richard ve beraberinde 300 şövalye ile birlikte Malatya’ya doğru sefere çıkar.Ama sonradan Ermeniler,Latinler’in buraya gelince kendilerini buradan kovacaklarından dolayı korkar ve Gümüştekin’e gizlice haber göndererek yardım ister.Gabriel de,zamanın Urfa kontu Thoros’a olanların kendi başına geleceğini düşünüp yardım istediğine pişman olur.
Gümüştekin,Bohemond’un yaklaştığını haber alınca tedbir alıp askerlerini pusuya yatırdı.Kont ise başına geleceklerden habersiz Aksu vadisi civarındaki bölgeye girdi.Tam bu sırada Gümüştekin etrafını sardı.Bir anda bocalayan Haçlıların kısa süren bir çatışmadan sonra büyük kısmı imha edildi. İlk Haçlı seferinin güçlü komutanlarından olan Kont,kuzeni Richard ve adamları esir edildi.Zincire vurulduktan sonra Niksar’a götürülüp hapsedildi(1100).
Haziran 1101 zamanı yeni bir Haçlı ordusu Kastamonu’ya doğru hareket etmeye başladı.Oradan da Kızılırmak’a yani Danişmendli toprakları üzerine yürüdüler.Bu sefer Gümüştekin Gazi Halep Selçuklu meliki olan Rıdvan’dan,Mengücekli ve Artuklu emirlerinden yardım istedi.5 Ağustos 1101 tarihinde Amasya civarında yapılan savaşı Türkler kesin bir üstünlükle kazanır.Bu zaferle,ecdadımızın morali artarken Haçlı Hristiyanlar da ümitsizliğe düştü.
Gümüştekin,bu zaferden sonra üçüncü kez kuşatmak üzere Malatya’ya doğru sefere çıktı.Gabriel’in halkına zulmetmesi,kuşatma yüzünden ortaya çıkan kıtlık dolayısıyla Ermenilerin kendisine gönderdiği Süryani metropolitini öldürtmesi kendinden nefret edilmesine sebep olmuştu.Dolayısıyla bu olaydan sonra Süryani askerler şehrin kapılarını açarlar ve Gümüştekin Gazi hiçbir mukavemetle karşılaşmadan şehre girer.Gazi,şehir halkına hiçbir şekilde zulmetmemiş ve onların huzur içinde evlerine ve işyerlerine dönmelerine izin vermişti.Halka,özellikle çiftçilere gıda yardımı yaptı(18 Eylül 1102).Gabriel ise yakalanıp infaz edilerek daha önceden hapsettiği insanlarda salıverilmiştir.
Şimdi… Buraya kadar Haçlılar’a karşı birlikte gaza eden iki Türk hükümdar’ın dostane ilişkilerine şahit olduk.Ne yazıkki,savaşın sonunda esir alınan Haçlı kontları yüzünden Kılıç Arslan ve Gümüşteki Gazi’nin araları bozulur 😦
BOHEMOND’UN FIDYE KARSILIGI SERBEST BIRAKILMASI OLAYI

ANTAKYA PRENSI KONT BOHEMOND
Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos,Kont Bohemond’un esir edildiğini öğrenir öğrenmez Gümüştekin’le irtibat kurmuş ve onu 260.000 Bizans altını karşılığında kendisine teslim edilmesini istemişti.Tabi görüşmelerden haberi olan Sultan Kılıç Arslan’da haklı olarak, hem Anadolu’nun hakimi,hem de onun müttefiki olduğunu ileri sürerek fidyenin yarısının kendisine verilmesini istedi.Bohemond ise İmparator’a teslim edilmek istemiyordu.Bu amaçla Gümüştekin’e bir anlaşma önerdi.Buna göre;eğer Gümüştekin Aleksios’u reddeder ve fidyenin yarısına razı olursa(100.000 altın),Antakya Prinkepsliği,Urfa Kontluğu ve Kudüs Krallığı,Danişmendliler’le ittifak halinde olup,beyliğin fetihlerine yardımcı olacak ve Antakya’nın eski valisi olan Yağısıyan serbest bırakılacaktı.Gümüştekin biraz düşündükten sonra bu teklifi kabul eder.Zira o da Kılıç Arslan’la fidyeyi paylaşmak istemiyordu.Çünkü her ne kadar Hristiyanlar ortak düşman olsa da,onlara karşı yapılan savaş Gaza-yı Ekber ise de,kendi aralarında Anadolu’da birbirlerinin rakibiydiler.Bohemond’un fidyesi olan 100.000 altını Urfa Kontu II.Baudouin,Patrick Bernard,Gogh Vasil ve İtalya’daki diğer akrabaları tarafından toplanıp Malatya’ya getirilir ve 1103 yılında da Gümüştekin,Bohemond’u Malatya’da serbest bırakır.
Gümüştekin’in Haçlılarla anlaştığını haber alan Kılıç Arslan bu duruma çok öfkelenir.Fidye’nin yarısını almak bir tarafa soydaşının Hristiyanlar’la ittifak yapması onu iyice çileden çıkarır.Gümüştekin’le irtibat kurup onun bu hareketinin bağışlanmasını istiyorsa Bohemond’u kendisine teslim etmesi gerektiğini söyledi.Ama Gümüştekin Kılıç Arslan’ın teklifini kabul etmez.
***
Kont,Antakya’ya döner dönmez civarındaki Müslüman memleketlerine saldırdı.Vergi adı altında topraklarına zorla el koyup ödediği fidyenin kat be kat fazlasını çıkardı.Bundan dolayı Ibnu’l Esir “Gümüştekin bu hatalı hareketiyle Müslümanlara yaptığı iyiliklerin silinip yok olmasına sebep oldu” diyerek onu tenkit eder.
SULTAN KILIÇ ARSLAN’IN GÜMÜŞTEKİN GAZİ’Yİ BERTARAF ETMESİ
Sultan,Gümüştekin’in Bohemond’u kendisine teslim etmemesi üzerine Antakya’ya sefere çıkmayı iptal eder ve direkt olarak Danişmendliler’in üzerine yürür.Ağustos 1103’te Maraş dolaylarında iki ordu karşılaşır ve savaş,Danişmendliler’in bozgunuyla sonuçlanır. Bu yenilgiden sonra doğal olarak Gümüştekin’in itibarı çok sarsıldı.
Danişmend Beyi Gümüştekin Melik Ahmed Gazi,1105 yılında Sivas’ta vefat etti.Kabri Niksar’dadır.Onun döneminde bilim ve kültür çalışmaları bir hayli ilerlemişti.Hükümdarlığı sırasında çok sayıda alimi himaye etmiş ve onların çalışmalarını desteklemiştir.Hatta o zamanda Anadoluda yayınlanan ve bölgenin en eski eseri olarak bilinen Keşfü’l-Akabe kendisine sunulmuştur.Bu eserin orijinali Farsça olup,astronomi ve felsefe alanındadır.Müellifi,İbnü’l Kemal olarak bilinen İlyas bin Ahmed el-Kayserî’dir.Son olarak;Gümüştekin Gazi,i’tikadda Mu’tezile mezhebine,amelde de Hanefi mezhebine mensuptu.
EMİR GAZİ
Danişmendliler’in üçüncü beyi olarak hanedanın başına geçen Melik Emir Gazi’nin dönemine geçmeden önce 1105-6 yıllarında beylik için oldukça önemli şu olayı yazmamda fayda var:
KILIÇ ARSLAN MALATYA’YI ELE GEÇİRİYOR
Gümüştekin Gazi’nin vefatının ardından beylik ikiye ayrılmıştı.Büyük kardeş olan Emir;Sivas ve çevresini,kardeşi olan Sungur ise Malatya ve civarını yönetmeye başlamışlardı.Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan da bu otorite boşluğundan istifade edip yıllardır fethetmek istediği Malatya’yı 28 Haziran 1106(1105 te olabilir) tarihinde muhasara etmeye başladı. Sultan’ın kuşatma birliklerine dayanmak güçtü.Sungur,başta direnç gösterdiyse de şiddetli hücumlar karşısında daha fazla tutunamadı ve şehri Kılıç Arslan’a teslim etmek zorunda kaldı(2 Eylül 1106).
KUDRETLİ BİR MELİK
Gelelim Emir Gazi’ye…Melik Gazi olarakta bilinir.Danişmendliler,onun zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Tabiki bunda yanındaki komutanların ve diğer beylerinde büyük katkısı vardır ama bilirsiniz işte.Tarih,önderleri ön plana çıkarır. Gazi,tahta çıktığında zamanın tarihçisi olan Urfalı Mateos, hakimiyeti ele alınca bütün kardeşlerini öldürttüğünü yazar(Urfalı Mateos Vekayinamesi s.225).Buradan da yola çıkarak olayları şöyle de sıralayabiliriz:Başlangıçta Emir Gazi ve Sungur beyliğin başındaydı.1105 yılında Kılıç Arslan,Sungur’u yenilgiye uğratır ve Malatya’yı ele geçirir.1 yıl sonra da Emir Gazi Danişmendli Beyliğinde hakimiyeti tam anlamıyla ele geçirir ve Sungur dahil bütün kardeşlerini öldürtür(1106).Kaynaklarda tarihler ihtilaflı olduğu için maalesef böyle bir çıkarım yapabildim arkadaşlar.Eğer araştırıp kesin bir bilgi bulursanız beni bilgilendirin 🙂
ŞEHİNŞAH VE MESUD
Emir Gazi iktidarını sağlamlaştırdığında, Anadolu Selçuklularına biat ederek onları tanıdı.1107 senesinde Sultan Kılıç Arslan’ın vefatı üzerine tabii olarak oluşan iktidar boşluğunda Rükneddin Mesud’u destekledi.O sıralar Anadolu Selçuklu tahtına geçen Şehinşah(Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah ile çok karıştırılır) ile Mesud iktidar için çekişme halindeydi.Şehinşah, Bizans İmparatoru’yla anlaşma imzaladıktan sonra Konya’ya dönüyordu.Bunu haber alan Mesud,Danişmendli ve diğer beylerin de desteklediği büyük bir ordu ile kardeşinin üzerine hareket etti.Onların eline düşmekten korkan Şehinşah,imparatordan yardım istemek için hızla Bizans’a geri gitmeye yeltendiyse de yakalanıp gözlerine mil çekildi.Bu olaydan sonra Rükneddin Mesud,Anadolu Selçuklu tahtının sahibi oldu(1116).
***
Bundan sonra Antakya’ya 1119 Mayısında yaklaşık 7000 kişilik bir kuvvetle akın yapan Emir Gazi,Antakya prinkepsi olan Salernolu Roger’ı perişan ederek bozguna uğratır.Bu akından büyük ganimet elde edilir.
ARTUKLU BELEK GAZİ’NİN MENGÜCÜKLÜLER’E SALDIRMASI
Merhum Selçuklu Sultanı I.Kılıç Arslan’ın karısı olan Ayşe Hatun,kocasının vefatından sonra Malatya’ya yerleşmiş ve oğlu Tuğrul Arslan adına burasını yönetmeye başlamıştı.Artuklular’ın o zamanki beyi olan Belek Gazi,iktidarını sağlamlaştırmak için Kılıç Arslan’ın dul karısıyla evlenmiş ve Malatya’nın hakimi olmuştu.Bundan sonraki adımı ise Mengücükoğulları’na ait olan Kemah’ı istila etmek oldu.Belek Gazi daha sonra Haçlılar üzerine sefere çıkınca bunu fırsat bilen Mengücükoğlu İshak,Kemah’ı geri aldı.Belek,seferden döndüğünde haberi alınca,1119 yılında Erzincan’a sefere çıktı.
İshak,Belek’e karşı Trabzon düküyle,Belek’te,Danişmend Emir Gazi’yle ittifak yaparlar ve iki ordu Erzincan yakınlarında karşı karşıya gelir.İshak’ın ordusu imha edilip müttefikiyle birlikte esir edilir.Trabzon dükü 90.000 altın(Süryani Mihail’e göre) başka bir rivayette 30.000 altın fidye ödeyerek kurtulur.İshak’da Emir Gazi’nin damadı hasebiyle serbest bırakılır.
ANADOLUDAKİ FAALİYETLER
Danişmendli Emir Gazi,Antakya seferi sonrası yönünü Malatya’ya çevirdi.Artık sıra,Kılıç Arslan’ın fethettiği şehri tekrar geri almanın zamanı gelmişti.Beklenen fırsat,Artuklu Belek Gazi’nin 1124 yılındaki ölümüyle geldi.Hazırlıklarını tamamlayan Emir,13 Haziran 1124’te şehre hücum etti.Kuşatmadan netice alamadıysa da oğlu Muhammed’i ordunun başında bırakarak geri döndü.
Kuşatma uzayıp da şehirde kıtlık baş gösterince Tuğrul Arslan ve annesi Ayşe Hatun, Emir Gazi’ye Malatya’yı bırakarak şehri terk etti(10 Aralık 1124).Kaynaklarda,kente gelen Emir’in halkı kıtlıktan kurtarmak için bolca yiyecek dağıttırdığı söylenir.
Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud’un Melik Arab adında bir kardeşi vardı.Sultan,Malatya kuşatmasında Emir Gazi’ye yardım edince Melik,bunu devletine karşı bir ihanet olarak kabul edip kardeşine saldırmaya kalkışır.Ancak Mesud,kayınpederinin desteğini alarak onu yener(1126 senesi).Bu yenilgiyi hazmedemeyen Melik Arab,1 yıl sonra yeniden hücum ettiyse de netice tekrar hüsranla sonuçlanır.Tabi bu savaşlar Danişmendliler’in de işine yarar ve 1129 senesinde rahatça Malatya’dan Sakarya’ya kadar;Kastamonu,Ankara,Çankırı ve Karadeniz sahillerini fetheder.Beyliğin sınırları oldukça genişlemiştir.
ÇUKUROVA(KİLİKYA) SEFERİ VE SONRASINDA KONT II.BOHEMOND’UN ESİR ALINMASI
Anadolunun güneyinde Haçlı Seferlerinden sonra kurulan Kilikya Krallığının başında olan Ermeni prens Thoros, 1129 yılında hayatını kaybedince Antakya prinkepsi olan II.Bohemond 1130 yılında krallığı işgal eder.O sırada tahtta olan I.Leon,Emir Gazi’den yardım ister.Bunun üzerine Çukurova’ya sefere çıkan Emir,Bohemond ve beraberindeki şövalyeleri tıpkı vakt-i zamanında babasının yaptığı gibi pusuya düşürüp esir eder.Nitekim Emir’in geldiği Bohemond’dan gizlenmiştir.Adamlarda nasıl bir istihbarat varsa artık bütün şövalyeleri öldürürler. Bohemond’un da başı kesilerek Abbasi Halifesi’ne gönderilir.(21 Ağustos 1130).
Bu olaydan 1 yıl sonra Emir Gazi tekrar Çukurova’ya sefere çıkar.Sefer dönüşü Leon’la yaptığı anlaşmada ondan yıllık haraç almayı kabul ettirmiştir.
***
Emir Gazi bundan sonra 1132 tarihinde Bizans’ın saldırdığı Kastamonu’yu tekrar geri alarak beyliğin sınırlarını sağlamlaştırır.Kaynakların;zeki,mert,fazilet dolu bir hükümdar olarak tarif ettiği ecdadımız,hicri 528(m.1134) tarihinde hastalık dolayısıyla vefat etmiştir.Savaşırken düşmana karşı gadaplı olmasına rağmen Çukurova seferi dönüşünde kendisine doğru gelen Haçlı birliklerinin komutanı olan Joscelin ölünce savaşmayı kesmiş ve Latinlere başsağlığı dilemiştir.Bu bile onun ne kadar adil ve şerefli biri olduğunun göstergesidir.
MELİK MUHAMMED
Danişmendliler’in dördüncü beyi olarak 1134 yılında başa geçen Muhammed’in üç kardeşi (Aydnüddevle,Yağıbasan ve Yağan) daha vardı.İlk zamanlar hem kardeşleriyle taht mücadelesine girişmiş hem de Bizans’a karşı beyliği savunmak zorunda kalmıştı.
Zamanın Bizans İmparatoru olan Ioannes Komnenos,Danişmendlilerdeki otorite boşluğundan faydalanarak 1135 senesinde Çankırı ile Kastamonu’yu işgale girişti.Melik Muhammed,Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud’un yardımıyla iki kenti tekrar kazanmayı başardı.Daha sonra ise kendisine isyan eden kardeşlerinden Yağan’ı 1136’da öldürdü.Diğer kardeşi Aynüddevle,Malatya’ya doğru kaçtı.Muhammed,aynı yıl Ermenilerin elinde olan Çukurova’yı fethetmeye giriştiyse de muvaffak olamamıştır.Daha sonra Aynüddevle ile savaşarak Ceyhan ve Elbistan’ı topraklarına kattı.1139 senesine gelindiğinde ise Çukurova’ya hücum edip Gabon,Feke gibi önemli kaleleri eline geçirdi.
BİZANS’IN BAŞARISIZ NİKSAR KENTİ KUŞATMASI
Bizans İmparatoru, Danişmendlileri Marmara ve Karadeniz civarından sürmek istediyse de bunda başarılı olamadı.Son olarak Niksar şehrini kuşatmaya karar verdi.Uzun ve sıkıntılı bir yolculuktan sonra şehre vardı ancak şehir her yandan korunaklı olduğu için ikmal yolları sürekli açık tutulamıyordu.Ordunun ikmalinin zor olması,muhasarada askerlerin hatırı sayılır bir kısmının can vermesi,bir de üstüne üstlük İmparator’un kardeşinin oğlu olan Ioannes’in Müslüman olup Sultan Mesud’un kızıyla evlenmesi onu iyice çileden çıkardı ve kuşatmadan netice alamadan 1141 yılında İstanbul’a geri döndü.
***
Danişmendliler,bundan sonra Melik Muhammed’in önderliğinde Karadenizdeki bazı şehirleri ele geçirir ve de Elbistan’ı işgal etmeye gelen Haçlı ordularını da hezimete uğratır.
Melik Muhammed,Aralık ayı 1143’de Kayseri’de vefat etti.Adil ve dindar bir hükümdar olan Muhammed,Abdülmecid b.İsmail gibi din alimlerini aşiretine davet ederek onları himaye edip çalışmalarına destek vermiş ve Anadolunun islamlaşması için çabalamıştır.Bütün hayatını tıpkı babası Emir Gazi ve dedeleri olan Gümüştekin Gazi ve Danişmend Gazi gibi Allah yolunda cihada adamıştır.Türbesi Kayseri Ulu Camii’ndedir.Bizans tarihçisi Niketas Khoniates,onun Rumların en çetin düşmanı olduğunu söylemiştir.
DANISMENDLILERIN YIKILIS SURECI
Danişmendliler,Melik Muhammed’in döneminden sonra Bizans’ın ve devrin Halep atabeyi olan Nureddin Mahmud’un siyasi entrikalarına alet olmuşlardır.Melik Muhammed,vefat ettiğinde üç oğlu vardı.Bunların isimleri;Zünnun,Yunus ve İbrahim’di.Bunlardan;Zünnun Kayseri’yi fethetmişti.Muhammed’in kardeşi olan Yağıbasan ise Sivas’a hakim olmuş ve kardeşinin dul kalan karısı ile evlenmişti.Malatya’nın hakimi ise Aynüddevle idi.Böylece Danişmendliler kendi içinde üç kola ayrılmıştı.Bu şekilde özellikle Selçuklulara karşı zayıf düşmüşler ve yıkılmaları kolaylaşmıştı.Sultan Mesud,önce Yağıbasan’ın üzerine giderek ona diz çöktürdü.Daha sonra Malatya’yı kuşattıysa da başarılı olamadı ancak Aynüddevle’nin Elbistan’a saldırması üzerine tekrar sefere çıkan Sultan,Malatya’yı alamadıysa da kendisine bağladı(1144).
Selçuklu Devleti’nde Mesud’dan sonra tahta geçen II.Kılıç Arslan,Elbistan,Darende,Gedük ve civarını 1169 yılında ele geçirir.Bu seferler Kayseri’nin fethini de beraberinde getirir.Sivas şehrine gelince,şehrin valisi olan Melik İsmail’in topladığı askerler kıtlığa sebep olunca Kılıç Arslan bu fırsatı iyi kullandı ve 1175 senesinde burayı da zaptetti.
Artık sıra Danişmendliler’den geriye kalan son toprak parçası olan Malatya’ya gelmişti.Sultan,1171 yılında burayı kuşattıysa da şehir direniş gösterdi.7 sene boyunca kuşatmaya dayanan şehir sonunda düşer ve 1178 yılında Kılıç Arslan, Danişmendliler’in egemenliğine tamamen son verir.
BEYLİKLE İLGİLİ MUHTELİF BİLGİLER
Tokat müzesindeki Kutlu Melek Hatun’a ait olan mezar taşında Melek Hatun’un soyunun Danişmend Gazi’ye dayandığı yazmaktadır.Kutlu Melek kimdir diye soracak olursanız; Konya’da kadılık yapmış Urumiyeli Siracüddin Mahmud’un(ö.1282) beşinci göbekten torunudur.
1296-1360 yıllarında Marmara’da hüküm süren Karesioğulları’nın da Danişmendliler’in torunları tarafından kurulduğu söylenmektedir.
Kendi adına para bastıran ilk Danişmendli hükümdarı Gümüştekin Gazi’dir.İlginç olansa;bastırdığı paralarda Grekçe yazıların olması ve sikkenin darb edildiği yerin belirtilmemesidir.İnsanın aklına direkt şu geliyor;Acaba Danişmendliler paralarını Rumlara mı bastırtıyordu??Bir rivayete göre de basılan paraların bir kısmında da tamamen hristiyan sembollerden oluşuyormuş.
Son olarak;Danişmendliler’in Anadolu’ya kazandırdığı mimari eserler:Kayseri Ulucamii,Niksar Ulucamii,Kayseri Kölük Camii ve medreseleri,Amasya Hilafet Gazi türbesi,Niksar Melik Gazi türbesi,Tokat Yağıbasan Medresesi ve Niksar’daki Yağıbasan Medresesi’dir.

MELİK GAZİ TÜRBESİ

KAYSERİ ULU CAMİİ

KAYSERİ ULU CAMİİ ABDESTHANE KISMI

YAĞIBASAN MEDRESESİ
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Çevik, Adnan, Türkiye Selçuklu Tarihi, Eskişehir:Anadolu Üniversitesi Yayınları
http://www.enfal.de/starih4.htm
https://tr.wikipedia.org/wiki/Melik_Gazi
https://tr.wikipedia.org/wiki/Gümüştekin_Gazi
https://tr.wikipedia.org/wiki/Danişmendliler_Beyliği
GÖRSELLERİN KAYNAKLARI:
Harita: http://www.nkfu.com/danismentliler-beyligi-hakkinda-bilgi/
Danişmend Gazi’nin temsili: http://www.emirogullariailesi.com/emiroglu/id8.htm
Eskişehir Muharebesinin temsili: http://www.istanbulistan.net/olay/i-hacli-seferi-2-baron-hacli-ordusu/
Kont Bohemond: https://idrilsfantasy.wordpress.com/2012/12/17/leaders-of-the-first-crusade-bohemond-i-of-antioch/
Melik Gazi Türbesi: https://www.yakincevre.com/tr/business/melik-gazi-turbesi-tokat-tokat-niksar/
Kayseri Ulu Cami resimleri: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=26578
Yağıbasan Medresesi: http://www.dunyabulteni.net/haber/326788/niksar-yagibasan-medresesi
