DANİŞMENDLİLERİN İTAAT ALTINA ALINMASI İLE KİLİKYA SEFERİ VE SULTAN İZZEDDİN MESUD’UN VEFATI

 

türk okçu2

Sultan Mesud, Güneydoğu’da Haçlılara karşı mücadele ederken Danişmendli Beyleri Yağıbasan ile Zülkarneyn kendi aralarında anlaşıp Mesud’a karşı ittifak oluşturdular. Önce Yağıbasan, 1151 senesinde Karadeniz tarafındaki Selçuklu topraklarına saldırdı. Bir sene sonra Malatya hakimi Aynüddevle vefat etti ve yerine oğlu olan Zülkarneyn geçti. Yağıbasan, Zülkarneyn’e Mesud’a baş kaldırmasını, ona boyun eğmemesini tembihlemişti. Sultan Mesud, geri dönünce bu olayın haberini alması üzerine hemen 1152 senesinde harekete geçerek Sivas hakimi olan Yağıbasan’ın üzerine yürüdü. Yağıbasan, hiçbir şekilde mukavemet göstermeden teslim oldu ve Zülkarneyn’e yardım etmeyeceğine dair söz verdi. Bundan sonra Sultan Mesud, hızlı bir şekilde Malatya’ya yani Zülkarneyn’in üzerine doğru hareket etti ve şehri kuşatma altına aldı(24 Temmuz 1152). Sultan, şehrin çevresini yağmalatıp surlarını tahrip ettirdi. Zülkarneyn karşı koyamayacağını anlayınca annesiyle beraber Sultan’ın huzuruna çıkarak af diledi. Mesud, kendisini metbu tanımaları şartıyla onları affetti. Bu şekilde Danişmendlilerin bütün kollarını kendisine bağlamıştır. Kayseri Meliki Zünnun, zaten Sultan’ın damadıydı ve ona başından beri tabii idi.

İzzeddin Mesud, ülkesinde asayişi temin ettikten sonra Yağıbasan’ı da yanına alarak Kilikya’ya Ermenilerin üzerine sefere çıktı. Kilikya seferinin sebebi ise Ermeni prensi Toros’un, Bizans’a ait Anazarba, Misis ve Tarsus gibi şehirleri yağmalayarak ele geçirmesiydi. Toros, bir önceki Ermeni kralı Leon’un oğludur. Leon, vaktinde Bizans tarafından esir edilmişti ve oğlu o sırada yanındaydı. Ancak Toros, bir yolunu bulup hapisten kaçmayı başarmış ve ülkesine dönerek kral ilan edilmişti. Şimdi buraya kadar tabii olarak aklımıza şu soru geliyor: Selçukluların bu işten çıkarı ne? Düşmanının ülkesine saldıran bir şehir devletine niye sefere çıkıyor? Bunun sebebi; Toros’un, Bizans toprakların dışında zaman zaman Selçuklu şehirlerine de saldırıp yağmalamaya çalışmasıydı. Hatta Bizans İmparatoru Manuel, öncesinde kendisi bizzat Ermenilerin üzerine yürümek istemiş ancak ordusunun zayıflığı dolayısıyla bunu yapamamıştır. Bu yüzden Sultan Mesud’a bol miktarda altın ve değerli hediyeler göndererek ordusuyla Kilikya üzerine yürümesini teşvik etmişti. Nitekim 1153 yılında Sultan, Danişmendli Yağıbasan ile birlikte Kilikya’ya girdi. Kısa süren çatışmalardan sonra Ermeni Toros, Mesud’u metbu tanıdı ve bir daha Selçuklu topraklarına tecavüz etmeyeceğine dair söz verdi. Ancak Bizans’a ait yerleşim yerlerini boşaltmayı kabul etmedi.

Bu şekilde biten ilk seferden sonra Toros, güçlenmesini sürdürdü. Sanki bir yıl önceki savaştan büyük bir zaferle çıkmış gibiydi. Suriye ve Güneydoğu tarafında çeşitli şehirleri yağmalıyor, halka zalimce davranıyor, adeta hâkimiyeti altındaki bölgelerde terör estiriyordu. Onun bu denli güçlenmesi ne Selçuklu’nun, ne de Bizans’ın işine geliyordu. Bu yüzden Sultan Mesud, 1154 senesinde yeniden Kilikya’ya sefer tertip etmiştir. Ecdadımız bu kez Misis ve Anazarba şehirlerini kuşatma altına aldı fakat bir netice elde edemedi. Daha sonra Tell-Hamdun beldesine şiddetli bir şekilde hücum edildi. Ancak son anda çıkan ve kaynakların belirttiğine göre ağaçları kökünden sökecek kadar şiddetli olan fırtına ve dolu yağması yüzünden Selçuklu ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Sultan, buraya hücum ederken Antakya tarafına da en kuvvetli emirlerinden olan Yakup Bey’i, emrinde 3000 atlı ile birlikte göndermişti. Maalesef bu birliğimiz, Tapınak Şövalyeleri ve Toros’un kardeşinin emrindeki Ermeni askerleri tarafından pusuya düşürülüp imha edilmiştir. 😦  Buna birde Selçuklu ordusunda baş gösteren dabah(hayvan vebası) hastalığı da eklenince iyice güç durumda kaldılar. Ağırlıklarını bırakarak savaş meydanından çekilen ecdadımız, Ermenilerin yol boyunca kurdukları pusu ve baskınlar yüzünden bir hayli zayiat verdiler.

Sultan Mesud, Kilikya Seferi’nden dönünce 1155 yılında hastalandı. Artık iyice yaşlanmış ve 39 yıllık saltanatı boyunca verdiği amansız mücadeleler yüzünden bitkin düşmüştü. Öleceğini hissedince Elbistan meliki olan oğlu Kılıç Arslan’ı Konya’ya çağırdı. Devrin tarihçileri, İzzeddin Mesud’un daha yaşarken Kılıç Arslan’a biat ederek onu sultan olarak ilan ettiğini kaydetmiştir. Mesud’un Kılıç Arslan’dan başka Şahinşah ve Devlet adında iki oğlu daha vardı. Sultan, onlara ve yazımın başında adlarını saydığım Danişmendli hakimlerine, kendisinden sonra Kılıç Arslan’a tabi olacaklarına dair söz aldı. Bundan sonra 1155 ya da başka bir rivayete göre 1156 senesinde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, Konya’da Alaeddin Camii avlusunda defnedilmiştir. Bazı tarihçiler, Sultan’ın türbesinin Amasya yakınlarında olduğunu söylediyse de bu çok zayıf bir ihtimaldir. Genel kabule göre türbesi, Konya Alaeddin Camii’ndedir.

Evet. Ebu’l Feth es-Sultânü’l-Muazzam İzzüddünyâ ve’d-dîn Mes‘ud b. Kılıçarslan es-Selçukî… Türkiye Selçuklu Devleti’nin üçüncü hükümdarı. Babası Kılıç Arslan’dan aldığı ülkenin mirası, Haçlı Seferleri ve Bizans’ın entrikaları yüzünden neredeyse yok olmaya yüz tutmuştu. Sultan Mesud, her ne kadar ilk yıllarında Emir Gazi’nin hâkimiyeti altında olduysa da onun ölümünden sonra Danişmendli boyunduruğundan kurtulmuş, 1143 yılında Melik Muhammed’in vefatından sonra da kalan Danişmendli Beylerini kendisine bağlamayı bilmiştir. 39 yılın sonunda Türkiye Selçuklu Devletini adeta ihya etmiştir. Anadolunun hâkimi olduktan sonra Bizans’ı 1146’da barış antlaşması yapmaya zorlamış ve daha sonra Haçlı ordularını da bozguna uğratmıştır. Devrin kaynakları, Sultan Mesud’u akıllı, adaletli, ilim adamlarına önem veren ve ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu söylerler.

i.mesud sikke
Sultan İzzeddin Mesud dönemine ait tarihi ve darb yeri belli olmayan meşhur bakır sikke (sağ tarafta es-Sultanü’l-Muazzam Mesud b. Kılıç Arslan yazılıdır).

Bu dönem hakkında söylenecek önemli bir olay daha vardır. O da; Türkiye Selçukluları’nda adına para basılan ilk sultanın İzzeddin Mesud olduğudur. O döneme ait bulunan bakır sikke üzerinde maalesef tarihi ve nerede darbedildiği yazmaz.

Son olarak; Sultan Mesud, kendi devrinde bugünkü Amasya yakınlarında “Simre” adını verdiği görkemli bir şehir inşa ettirmiştir. Bu şehirde camiler, medreseler ve fakirlerin barınması için meskenler yaptırılmıştır. Bunun dışında ise savaşlar ve iç karışıklıklardan dolayı birkaç cami inşası dışında imar faaliyetlerine imkân bulunamamıştır.

YARARLANDIĞIM KAYNAKLAR:

Bezer,  Öğün,  Gülay. Türkiye Selçuklu Tarihi,  Anadolu Üniversitesi Yayınları,  Eskişehir, s.64

Sevim A. , Türkiye Tarihi, Fetih, Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989 s.129

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290339&idno2=c290216#1

http://www.enfal.de/starih14.htm

https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=373148

GÖRSEL: https://www.yeniakit.com.tr/haber/turk-okcular-simdi-o-ulkede-427641.html

ARA

site Hakkında

TÜRKİYE SELÇUKLULARININ SİYASİ VE SOSYAL TARİHİNİN ANLATILDIĞI, AYRICA SELÇUKLU TARİHİ DIŞINDA MUHTELİF KONULARIN YAZILDIĞI NAÇİZANE BİR BLOG