AHLATŞAHLAR

Ahlatşahlar ya da kurucusuna nisbetle Sökmenliler Beyliği yaklaşık 100 yıl boyunca başkenti Ahlat olmak üzere Van,Erciş,Muş,Tatvan kısacası günümüz Doğu Anadolu Bölgesinin hatırı sayılır bir kısmında hüküm sürmüş beyliklerden biridir.Araştırmalarım sonucunda gördüm ki beyliğin kurucusu olan Sökmen el-Kutbî,Artuk Bey’in oğlu olan Sökmen Bey ile karıştırılma ihtimali vardır.Artuk Bey’in oğlu olan Sökmen, daha sonra işleyeceğim Artukluların Hasankeyf kolunu yönetir ve 1104’te vefat eder. Ahlatşah Sökmen ise aslen hanedan mensubu değil bir memlûktur. Memlûk nedir?Kısaca şöyle izah edeyim;Osmanlı döneminde kapıkulu sistemi ya da Selçukludaki gulam sistemine benzer şekilde İslam devletlerinde saraya bağlı profesyonel askerlerdir. Doğrudan hükümdara bağlı olurlardı. Devam edelim…Sökmen Bey,aslen o zamanki Azerbaycan meliki olan Kutbeddin İsmail’in memlukuydu.Selçuklu Sultanı Melikşah’ın ölümünden sonra onun oğulları olan Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasındaki iktidar mücadelesinde Sökmen,Muhammed Tapar’ı destekleyerek onun yanında yer almıştır.Tapar da ona hizmetlerinden dolayı Ahlat ve çevresini ikta olarak verince Ahlatşahlar Beyliğinin temelleri atılmış oldu.

Sökmen Bey,bir sefer dönüşü sırasında rahatsızlanarak vefat etmiştir.Onun ölümünden sonra gelen hükümdarlar, Zahireddin İbrahim(1111-1127) ve Ahmed(1127-1128)döneminde pek önemli olaylar yoktur.Beylik,en parlak devrini Nasıreddin Muhammed Sökmen(1128-1185)devrinde yaşamıştır.

Ahlatşahlar,yukarıda da belirttiğim gibi yüz yıllık bir dönem içerisinde Selçukluların taht mücadelelerine karışmışlar, bir yandan da Gürcüler’e karşı savaşmışlar ancak beyliğin sonunu getirenler Eyyubiler olmuştur.Tabi salt Eyyubiler değildir.Zaman içinde beyliğin kendi içindeki iktidar mücadeleleri de onu tabii olarak zayıflatmıştır.Mesela Beylerden Seyfeddin Bektimur, her ne kadar ülkesini düşünen babacan bir karaktere sahipse de sonradan gelen Aksungur, nam-ı diğer Hezar Dinarî ihtirasları yüzünden beyliğin iyice zayıflamasına sebep olmuş,buna birde kendisinden sonra gelen Melikü’l-Mansur Muhammed’in devlet işlerine gereken özeni göstermeyip içki ve eğlenceye dalması Ahlatşahları iyice sarsmış, beylik sonunda dayanamayıp yıkılmıştır.

Devletşah Nâsireddin Muhammed Sökmen Devri(1128-1185):

Ahlatşahlara en iyi zamanlarını yaşatan Nasıreddin Sökmen,ilk başlarda çocuk yaşta olduğu için etkisizdi.O yetişinceye dek ülkeyi devlet adamları idare ettiler.

Bir taraftan da devrin Irak Selçuklu Sultanı olan Mesud,Ahlatşahların bu durumunu bildiğinden bölgeyi kardeşi Selçukşah’a ikta etti. Selçukşah, o zaman Ahlat’ı fethetmeye kalkıştıysa da bunda başarılı olamamıştır.Ele geçirdiği topraklar oldu ama halka zulmettiğinden yönetimini tesis edememiş en sonunda da ayrılmak zorunda kalmıştır.Bu olaydan sonra 1145 dolaylarında Ahlatşahlar ile Saltuklular arasında akrabalık kurulur ve Sökmen,Erzurum Melik’i Saltuk’un kızı olan Şahbanu Hatun ile evlenir.Tabi Saltuk’un diğer kızı da Erzen Beyi Togan Arslan ya da bir başka rivayete göre Yakup Arslan ile evlendirdiği için ister istemez Artuklularla da akraba olunmuştu ve bu Ahlatşahlara göre avantajdı.

Sökmen,iyice olgunlaşıp yönetimde söz sahibi olmaya başlayınca ilk işi Zengiler üzerine sefer düzenlemek olmuştur.Hizan,Maden ve civardaki bölgeleri topraklarına kattı.Ancak bir taraftan Artuklu Kara Arslan’ın Malazgirt’i işgal etmesi iki beyliği karşı karşıya getirdi.Neyseki araya Artuklu ileri gelenlerinden Necmeddin Alp girdi ve barış yapıldı(1154).

Şimdi bu mücadeleler bir taraftan Haçlı Seferleri şöyle dursun herkesin köşe bucakta unuttuğu bir düşmanı vardı.Hani “Su uyur ama düşman uyumaz” derler ya.İşte bu uyumayan,sinsice pusuya yatmış olan düşman Abhazlar(Gürcüler)’dı.Bunlar o zaman Saltuk iline ve civarındaki bir sürü şehre saldırdılar.Her tarafı yağma ve talan ettiler.İzzeddin Saltuk’ta bu kâfir köpeklere esir düştü.Yüklü miktarda fidye ödenerek kurtarılabildi.Daha sonra Abhazlar, Ani şehrini işgale kalkışırlar.Durumun vahametini gören beyler ise birlik olur.Ahlatşah Sökmen,İzzeddin Saltuk,Bitlis Emiri Togan Arslan oğlu Devletşah ve Artuklu Necmeddin Alp’ın birleştiği kuvvetler 1161 senesinde Gürcülere doğru sefere çıkmaya karar verirler ama işler planlandığı gibi gitmemiştir.Necmeddin Alp‘ın gelmesi beklenmeden Ani şehri kuşatıldı(1162).Bunun üzerine birde İzzeddin Saltuk’un,esir iken “Gürcüler’le harb etmeyeceğime dair ant içtim” diyerek savaş meydanından çekilmesi kaçınılmaz olarak yenilgiyi getirdi.Sökmen ve Togan Arslan ağır hezimete uğrarlar ve kendilerini ülkelerine zar zor atmayı başarırlar.Rivayete göre,Sökmen sadece 400 atlıyla geriye dönebilmiştir.(Ravi:Devrin meşhur tarihçisi Ibnü’l-Esîr)

Abhaz(Gürcü)’lar bundan bir yıl sonra da Duvin şehrini işgal edip yağmalarlar.O kadar ileriye gitmişlerdir ki yaklaşık on bin masumu kılıçtan geçirmişler,cami ve mescitleri yakmışlar,kadınları çırılçıplak soyup yalınayak götürmüşlerdir.Bunları gören Gürcü kadınları bile bu duruma isyan etmişler ve “Siz Müslümanları onların kadınlarına yaptığınız şeyin aynısını yapmaya bizi mecbur ettiniz” der ve kendileri soyunarak giysilerini Müslüman kadınlara giydirirler.

Burada çok kısa bir not eklemek istiyorum arkadaşlar.Yahudi olsun Hristiyan olsun isterse kitapsız kafir olsun devletlerin yaptıkları işkence ve zulümleri asla halka mal etmemek gerekir.Çünkü günümüzde bile İngilizler her ne kadar alçak bir devlet olsa da insanı alçak olacak diye bir kural yoktur.Ha halkın içinde de alçak varmı elbet vardır.Ama Müslüman halktan da bir sürü alçak çıkmıştır.Örnek vermeye gerek yoktur.Konumuza dönelim…

Bu bozgundan bir yıl sonra Gürcüler’e yaptıklarının yanına kâr kalmaması, Allah(c.c) adına zulmün önlenmesi ve cihad edilmesi gerekiyordu. II. Sökmen, Devletşah, Azerbaycan atabegi İldeniz ve Irak Selçuklu sultanı Arslanşah, 1163 tarihinde 50.000 kişilik büyük bir orduyla Gürcistan topraklarına girdiler, şehirlerini yağma edip kadın ve çocuklarını esir aldılar. Yaklaşık bir ay süren savaşta Gürcüler ağır kayıplar verdiler. Türk ordusu; Müslüman olan ve bunu gizleyen bir Gürcü askerin yardımıyla büyük bir zafer kazanır ve zengin ganimetlerle beyliklerine dönerler.

Bu zafer Sökmen Bey’in itibarını önemli ölçüde artırmış,Ahlatşahlar’ı çevre beyliklerine kabul ettirmişti.1164-1175 seneleri arasında Gürcüler ile mücadeleler devam etti.Sökmen Bey,Atabey İldeniz ve Irak Selçuklu Sultanı Arslanşah,Gürcüleri her seferinde mağlup edip onları püskürtmüşlerdir.

II.Sökmen yaklaşık 57 sene hüküm sürmüş ve aşağı yukarı seksen yaşlarında vefat etmiştir. Çevresindeki bütün beyler,gaziler,melikler ona saygı göstermiştir. Akıllı, ileri görüşlü ve güzel ahlâklı bir hükümdardı. Halkıyla resmen bütünleşmiştir. Cesareti ve Gürcüler’e karşı verdiği mücadele, halkın ona hayran olmasına neden olur. Bundan dolayı hatırası uzun müddet dilden dile dolaştı. Gerçekten de Ahlat, en parlak dönemine onun devrinde ulaşmıştır.

Beylik,buraya kadar bir kere içten çalkalandı.O da Sökmen Beyin babaannesi olan İnanç Hatun  sayesinde idi.Bu kadının gözünü o kadar hırs bürümüş ki kendi torununu bile gözünü kırpmadan öldürmeye kalkışmış ancak Ahlatşah’ın beyleri buna engel olup Hatun’u öldürmüşler.İlk gaza Mervanilere karşı yapıldı ve beylik kuruldu.Sonra Muhammed Tapar’la birlikte Musul seferine çıkıldı.Ardından beylik toprakları Irak Selçukluları’na karşı savunuldu.Sonra Gürcüler ortaya çıktı ve alt edildi.Tabi sonradan yine ortaya çıkacaklar.Bütün bunların yanında birazdan ortaya bir rakip daha çıkacak arkadaşlar.Aslında Sökmen Bey’in zamanında zaten ortaya çıkmıştı ama ben onu Bektimur’un hükümranlığı döneminde anlatmayı daha uygun buldum.Ahlatşahlar’ı belki de en çok uğraştıran bu devlet Eyyubiler’in ta kendisidir.

Zengî Atabeyliği’ni bileniniz mutlaka vardır.En meşhur hükümdarları aynı zamanda kurucusu olan İmameddin Zengî’dir.Devlet,daha sonra bölünüp Selçuklu nüfuzuna girince İmameddin’in oğlu olan Nureddin Mahmud,Halep atabey’i olmuştur.Hemen kısa bir cümleyle olayı bağlayayım… Selahaddin Eyyubi,hepimizin bildiği üzere Eyyubiler devletinin kurucusudur ve Nureddin Mahmud’un yanındaki en nüfuzlu komutanıdır.Mahmud öldükten sonra Selahaddin,yönetimi devr almış ve Şii-Fatımi halifeliğine son vererek kendi hükümranlığını kurmuştur.Eyyubi,Güneydoğu Anadolu’ya doğru fetihler yaparak sınırlarını genişletmeye kalkıştı.Tabi bu durumda yöredeki beylikler için büyük tehlike arz etmişti.Önce Ahlatşahlar’ın gönderdiği elçi,ardından da Abbasi halifesi Nasır Lidinillah’ın devreye girmesiyle Selahaddin,Musul’dan vazgeçti.Ama O, dönüşünde yolunun üzerindeki Sincar’ı fethetmeye kalkıştı.Bunun üzerine Musul atabeyi İzzeddin Mesud,Ahlatşah Sökmen Bey ile Artuklu İlgazi’den yardım istedi.İşte bu noktada Seyfeddin Bektimur,Ahlatşah’ın emrindeki komutanı olarak ortaya çıkar.Muhasaraya mani olması için Bektimur’u Sincar’a gönderir.Burada Eyyubi’ler kuşatmayı kaldırmak için bazı şartlar öne sürer ancak bu şartlar kabul edilebilir gibi değildir.Seyfeddin Bektimur bu duruma çok sinirlenir,derhal Ahlat’a gelerek Sökmen Bey’i durumdan haber eder.

Bundan sonra da Eyyubi’ler ile Anadolu Beylikleri arasında bazı çatışmalar olduysa da bunlar sonuçsuz kaldı.Ama Sökmen Bey’in ölümünden sonra civardaki hükümdarlar gözünü Ahlat’a diktiler çünkü bu şehrin zenginliği adeta göz kamaştırıyordu.

Seyfeddin Bektimur Devri(1185-1193):

Sökmen Bey,ölümünden sonra ardında bir evlat bırakmamıştı ve vasiyetinde de kendisinden sonra memluku Seyfeddin Bektimur’un yönetimin başına geçmesini vasiyet etmişti.Devlet adamları da buna uyarak Bektimur’u tahta oturturlar(1185).Bektimur’un ilk iş olarak devleti için tehlike arz eden Selahaddin’i bertaraf etmeye uğraştı.Şöyle ki,Selahaddin ve Azerbaycan hakimi Şemseddin Pehlivan,Ahlat’a göz dikmişti.Bektimur,bu iki hükümdarı birbirine düşürerek ülkesini kurtarma düşüncesindeydi.Nitekim istişareler sonucunda Pehlivan’la işbirliği yapmaya karar verdi.Bu taraftan Selahaddin Meyyafarikin’e sefere çıkıp 29 Ağustos 1185’te burayı ele geçirdi.Ama Bektimur’un Pehlivan’la işbirliği yapması sonuç getirdi ve Ahlat Eyyubi istilasından kurtuldu.

Bundan sonra,Selahaddin’in yeğeni Taküyiddin Ömer 1191’de Hani’yi ele geçirdi ve sonra Ahlat’a yürüdü.Ahlat’ı almaya güç yetiremeyince yönünü Malazgirt iline çevirdi.Ama burasını da kuşattığı sırada Erzurum Meliki Saltuk’un kızı olan Mama Hatun,ordusuyla Ahlatşahlar’ın yardımına yetişir ve şehri düşmekten kurtarır.Bu hadiselerden sonra Takiyüddin’in 1191’de, Selahaddin’in ise 1193’te vefatı Seyfeddin Bektimur’a rahat bir nefes aldırmıştır.Hatta Bektimur bu duruma o kadar sevinmiştir ki kendine “El-Melikü’l-Muazzam Selahaddin Abdülaziz”adını verir.

Seyfeddin Bektimur,II.Sökmen Bey’den sonra beyliğin beklide en kudretli hükümdarıydı.Nitekim 1193 senesinde Meyyafarikin’i kuşatmıştı.Şehri almasına ramak kalmıştı ama maalesef 5 Mayıs 1193 senesinde vefat(!) etti.Ölümüyle ilgili spekülasyonlar vardır.Bazı rivayetlere göre Haşhaşiler tarafından öldürüldüğü söylense de meşhur tarihçi İbnü’l-Esir’e göre damadı olan Bedreddin Aksungur Hezar Dinarî tarafından katledilmiştir.Benim tahminime göre ise,Hezar Dinari ihtiraslı bir adamdı.Haşhaşiler’e belki de yüklü miktarda para vererek onlarla işbirliği yaparak Bektimur’u öldürtmüş olabilir.Bu işi onun tek başına yapacağına inanmıyorum.Sonuçta günümüzdeki gibi bu tip cinayetlerde kimse yakalanıp suçun kendi üzerine kalmasını istemez.Hatta belki de Hezar Dinari,Haşhaşi’yi Bektimur’u öldürmek(!) üzereyken yakalayıp katletmiş de olabilir.Zaten fedailer suikasti gerçekleştirdikten sonra ölmek için orada beklerlerdi.Bu onların inancıyla alakalıdır.Çünkü görevi gerçekleştikten sonra öldürülünce cennete gideceklerine inanırlardı.Her neyse bu kadar komplo teorisi yeter 🙂 Aksungur’dan devam edelim.

Bedreddin Aksungur Hezar Dinarî (1193-1198):

Beyliğin altıncı hükümdarı olan Aksungur da Bektimur gibi Ahlatşah Sökmen Bey’in memluklarındandı.Sahibi olduğu tüccar’dan 1000 dinara satın alındığı için kendisine Hezar Dinarî lakabı verilmiştir.Hezar,Farsça’da “bin” anlamına gelir.Seyfeddin Bektimur’un kızı Ayna Hatun’la evlenen Aksungur,mevkisini sağlamlaştırmıştır.Döneminde Erzurum melikiyle Gürcüler’e karşı bir sefer yapmış ve pek çok ganimet elde etmişti.Onun dışında fazla bir icraatı olmayan Hezar Dinari,1198 yılında hayata gözlerini yummuş,başka bir rivayete göre Bektimur’un oğlu tarafından öldürülmüştü.

BEYLİĞİN YIKILIŞI

1198-1207 yılı Ahlatşahlar’ın çöküş dönemidir.Hezar Dinari’den sonra sırasıyla Sücaeddin Kutlug,el-Melikü’l-Mansur Muhammed ve İzzeddin Balaban geçmiştir.

1207 yılında Necmeddin Eyyub,özellikle iç karşıklıklar sebebiyle iyice bunalan Ahlatşahlar’a bir sefer yapmaya karar verir.Ordusuyla Ahlat üzerine yürür.Onun gelişini haber alan İzzeddin Balaban,Erzurum Meliki Mugiseddin Tuğrulşah’tan yardım ister.Tuğrulşah’ta mukabele edip ordusuyla yardıma gelir ve Eyyub’u perişan ederler.Eyyubiler daha önce Muş kalesini ele geçirmişti.Ahlat-Saltuk müttefik ordusu burayı tekrar geri almak için harekete geçtiyse de Tuğrulşah’ın da öncesinde Ahlat’ta gözü vardı.Bu yüzden sefer sırasında şehri ele geçirmek için Balaban’ı katletmiştir.Ancak onun bu zalim davranışı karşısında Ahlat halkı onu hükümdar olarak kabul etmeyip kapılarını Tuğrulşah’a kapatmıştır.O,yaptığı hainliğin bedeli olarak eli boş vaziyette ülkesine dönerken başsız kalan Ahlat halkı ise Necmeddin Eyyub’u şehre davet etti.Buraya gelen Necmeddin yönetimi devralınca Ahlatşahlar hanedanı da son bulmuş oldu(1207).

1230 senesine kadar Ahlat,iç karışıklıklar,savaşlar yüzünden çok sıkıntı çekmiş,halk resmen telef olmuştur.Eyyubilere hiçbir zaman sıcak bakmamışlardır.Gürcüler ise bu durumdan faydalanıp fırsatını bulduklarında şehri yağmalamaktan geri kalmamışlardır.Bütün bunların üzerine birde Celaleddin Harzemşah’ın Ahlat’ı inatla kuşatmayı sürdürünce şehir halkı büsbütün perişan olmaktan kurtulamamıştır.Daha sonra Türkiye Selçuklular’ı şehri Harzemşahlar’dan kurtarmış ve hem Ahlat, hem de bölge şehirleri yeniden imar ettirmişlerdir.Ta ki 1243 Kösedağ bozgununa kadar… Ahlat daha sonra İlhanlı, Karakoyunlu ve nihayet Osmanlı hakimiyetine girdi ve Osmanlılar, uzun yıllar önce yurt tuttukları bu şehre yeniden hâkim oldular.

MUHTELİF BİLGİLER

Ahlat,zamanında ilim ve kültür beldesi olduğu ve birçok alim ve sanatkar burada yetiştiği için, o zamanlar “Kubbetü’l-İslam” diye anılırdı.

Kimi tarihçiler,esnaf ve sanatkar birliklerinin ilk defa Ahlat’ta ortaya çıktığını söylerler.

1164 yılında şehirde büyük bir yangın çıkmış,pek çok dükkan ve ev harap olmuştu.II.Sökmen’in karısı olan Şahbanu Hatun,oluşan zararı telafi etmek için topyekûn seferber olmuştu.Yanan binaların onarılabilir durumda olanları kurtarılmış,pek çok yol ve köprü yapılmış,Bitlis kapısı önünde yeni hanlar inşa edilmiştir.

selçuklu mezarlık
Ahlat Selçuklu Mezarlığının bir bölümü
selçuklu mezarlık2
Mezarlığın bir başka resmi

 

akcayuva-kumbeti
Bugün Van’ın Erciş İlçesinde bulunan Akçayuva Kümbeti

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahlatşahlar_Beyliği

http://www.enfal.de/starih5.htm

Çevik, Adnan, Türkiye Selçuklu Tarihi, Eskişehir:Anadolu Üniversitesi Yayınları

GÖRSELLERİN KAYNAKLARI:

http://www.ercisliler.net/?Syf=26&Syz=237882 (Akçayuva Kümbeti)

http://www.tarihiyapilar.org/ahlat-selcuklu-mezarligi/2862912-ahlat-mezar-taslari/

http://www.tarihiyapilar.org/ahlat-selcuklu-mezarligi/2613496-selcuklu-mezarligi-ahlat-bitlis/

ARA

site Hakkında

TÜRKİYE SELÇUKLULARININ SİYASİ VE SOSYAL TARİHİNİN ANLATILDIĞI, AYRICA SELÇUKLU TARİHİ DIŞINDA MUHTELİF KONULARIN YAZILDIĞI NAÇİZANE BİR BLOG